E. 2021/6196 K. 2022/5439
Kısa Önizleme
ÖnizlemeDava, iş kazasından vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 1- Taraflar arasında öncelikle usuli kazanılmış hakkın varlığı konusunda...
Karar Metni
10. Hukuk Dairesi 2021/6196 E. , 2022/5439 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, iş kazasından vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesince verilen bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 1- Taraflar arasında öncelikle usuli kazanılmış hakkın varlığı konusunda uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmaktadır. Usuli kazanılmış hak (Usuli müktesep hak) kavramı davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Somut olayda, İlk Derece Mahkemesinin 21.04.2011 tarihli ilk kararının (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 18.10.2012 tarih ve 2011/9568 E- 2012/17857 K sayılı ilamıyla diğer bozma sebebiyle birlikte maddi tazminat yönünden Kurumca bağlanan gelirlerin ilk peşin değerinin (ve geçici iş göremezlik ödeneği miktarının) rücu edilebilecek kısmının hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirlenen zarar tutarından indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde fazla indirim yapılmasının hatalı olduğuna işaretle bozulduğu, bozma kararında açıkça bozmadan önce alınan 03.02.2011 tarihli raporda hesap edilen maddi tazminattan gelirlerin ilk peşin sermaye değerlerinin rücuya kabil kısmının tenzil edilmesine işaret edilmesine karşın, mahkemece usuli kazanılmış hakka aykırı olarak bozma kararından sonra müteaddit kereler hesap raporu alındığı ve en son olarak da 25.10.2020 tarihli hesap raporundaki miktarlara itibarla hüküm kurulduğu anlaşılmakta ise de varılan ...