Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalının 375 sayılı KHKnin ek 6. maddesine göre istihdam edilmeye başlandığını, kendilerine 15/06/2012 tarihinde işten ayrılma talebinde bulunduğunu, 02/07/2012 tarihinde de haklı bir neden olmaksızın işten ayrıldığını, 375 sayılı KHKnın 6. maddesine göre sözleşmede belirlenen süreden önce işten ayrılan davalının, sözleşme brüt ücretinin üç katından az olmamak üzere, fesih tarihinden sözleşmenin bitiş tarihine kadar olan sürenin aylık brüt ücretiyle çarpımı sonucu bulunacak tutarı tazminat olarak ödemesi gerektiğinden 39.967,82 TLnin işten ayrılış...
3. Hukuk Dairesi 2022/2103 E. , 2022/3916 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı; davalının 375 sayılı KHKnin ek 6. maddesine göre istihdam edilmeye başlandığını, kendilerine 15/06/2012 tarihinde işten ayrılma talebinde bulunduğunu, 02/07/2012 tarihinde de haklı bir neden olmaksızın işten ayrıldığını, 375 sayılı KHKnın 6. maddesine göre sözleşmede belirlenen süreden önce işten ayrılan davalının, sözleşme brüt ücretinin üç katından az olmamak üzere, fesih tarihinden sözleşmenin bitiş tarihine kadar olan sürenin aylık brüt ücretiyle çarpımı sonucu bulunacak tutarı tazminat olarak ödemesi gerektiğinden 39.967,82 TLnin işten ayrılış tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı; eşinin asker olduğunu, sözleşmeyi eşinin tayini üzerine feshettiğini, tek yanlı olarak konan cezai şartın geçersiz olduğunu, geçerli sayılsa bile TBKnun 182. maddesi gereğince indirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; dosyada mevcut Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarına göre davacı ile davalı arasındaki ilişkinin hizmet akdinden kaynaklanmadığı, statü hukukundan kaynaklandığı, bu nedenle gerek 375 sayılı KHK Ek madde 6/6, gerekse taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi kapsamında fesih ile ilgili herhangi bir haklı neden varlığı veya yokluğu öngörülmediğinden davalının eşinin kamu görevindeki tayini nedeni ile yer değiştirmesi veya farklı bir neden sözleşmenin feshine haklı bir neden olarak değerlendirilmemiş ve bilirkişi tarafından davacının hizmet sözleşmesinde belirlenen ücret üzerinden sözleşmede eksik olan 6 aylık hesaplanan bedel üzerinden davacı kurumun cezai şart uygulayacağı miktar 36.952,50 TL olarak kabul edilmiş, ancak davalının ekonomik durumu, davacının devlet kurumu olması, davalı yerine istihdam edebileceği personeli hızlı bir şekilde istihdam edebileceği, davacı tarafından sözleşme gereğince uygulanacak cezai şartın davalının ekonomik açıdan zorlanmasına sebebiyet vereceği ve TBK 182. maddesinde düzenlenen ''Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.'' hükmü gereğince davalıya uygulanması gereken cezai şart bedeli 36.952,50 TL den %40 oranında indirim yapılmak suretiyle belirlenerek; davanın kısmen kabulüne; davalının dav...