Namı müstear davalarının dinlenip dinlenmiyeceği ve âdi senetle ispatı mümkün olup olmıyacağı hususunda Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin 23/3/1942 tarih ve 4189/777 ve 14/4/1945 tarih ve 5078/1873 sayılı kararlarını taşıyan ilâmları arasında içtihat ayrılığı olduğu İstanbul Avukatlarından İ.. S... ve J... M.... taraflarından verilmiş olan 4/6/1945 tarihli dilekçe ile bildirilmiş olmakla toplanan Tevhidi İçtihat Genel Kurulunda keyfiyet incelenerek : Sonuçta: Halli gereken meselenin konusu: Namı müstear iddialarının resmî veya âdi senetle ispatı caiz olup olmadığı hakkında Birinci Hukuk Dairesi kararları arasında vücut bulan uyuşmazlıktır. Birinci Hukuk Dairesi olayda namı müstear iddialarının resmî mahiyette senetle ispatı lüzumuna karar vermiş olduğu halde benzeri diğer bir olayda bu karara aykırı olarak alelıtlak yazılı delil ile ispatın mümkün olacağını kabul eylemiştir. İhtilâfa...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1945⁄20 K.1947⁄6 T.5.2.1947 TAKMA AD NAM-I MÜSTEAR TARAF MUVAZAASI TAKMA AD DAVALARI DİNLENEBİLİR OLUP; YAZILI DELİL İLE İSPATLANMASI UYGUN OLUR. Namı müstear davalarının dinlenip dinlenmiyeceği ve âdi senetle ispatı mümkün olup olmıyacağı hususunda Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin 23/3/1942 tarih ve 4189/777 ve 14/4/1945 tarih ve 5078/1873 sayılı kararlarını taşıyan ilâmları arasında içtihat ayrılığı olduğu İstanbul Avukatlarından İ.. S... ve J... M.... taraflarından verilmiş olan 4/6/1945 tarihli dilekçe ile bildirilmiş olmakla toplanan Tevhidi İçtihat Genel Kurulunda keyfiyet incelenerek : Sonuçta: Halli gereken meselenin konusu: Namı müstear iddialarının resmî veya âdi senetle ispatı caiz olup olmadığı hakkında Birinci Hukuk Dairesi kararları arasında vücut bulan uyuşmazlıktır. Birinci Hukuk Dairesi olayda namı müstear iddialarının resmî mahiyette senetle ispatı lüzumuna karar vermiş olduğu halde benzeri diğer bir olayda bu karara aykırı olarak alelıtlak yazılı delil ile ispatın mümkün olacağını kabul eylemiştir. İhtilâfa konu teşkil eden işler gayrimenkul sicilinde yazılı adın vekâlet münasebetiyle müstear isim olduğuna müteallik ise de; bu husustaki ihtimaller göz önünde tutularak meselenin daha şumullü bir surette müzakere ve çözülmesi uygun görülmüştür. 30 Mart 1329 tarihli emvali gayrimenkulenin tasarrufu hakkındaki kanun ile mahkemelerce dinlenmesi menedilmiş bulunan muvazaa ve namı müstear dâvalarının bu kanundan evvel yürürlükte bulunan eski mevzuat hükümlerine göre dinlenmeleri caiz olduğu gibi Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da Borçlar Kanununun 18 inci maddesi gereğince muvazaa iddialarının mahkemelerce dinlenmesine bir engel bulunmamış ve ancak emvali gayrimenkulenin tasarrufu hakkında yukarda sözü geçen kanun zamanında istimaı memnu bulunmuş olan bu kâbil dâvaların 30/3/1329 ile 4/10/1926 arasında geçen zaman içinde tekevvün etmiş bulunduğu takdirde Medeni Kanunun meriyetinden sonra dinlenip dinlenemiyecekleri Birinci ve İkinci Hukuk Dairelerinin birbirine uymıyan iki kararı ile uyuşmazlık mevzuu teşkil eylemiş olmasından dolayı 8/5/1941 tarihli Tevhidi İçtihat Karariyle Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden evvel gayrimenkuller hakkında tesis olunan kayıtlara dair ikame olunacak muvazaa dâvalarının dinlenemiyeceği tespit edilmişti. Bu kerre kurula sevkolunan ve birleştirilmesi icabeden kararlar arasındaki uyuşmazlık ise Medeni Kanunun yürürlüğe girdikten sonra gayrimenkuller hakkında tesis olunan kayıtlarda namı müstear hadisesine müteallik bulunmaktadır. Gerçi bugünkü mevzuatımızda namı müstear diye bir tabir yoktur. Fakat hukuki münasebetlerde namı müstear hadiselerine her zaman tesadüf edilmekte ve binaenaleyh bunun hukuki mahiyetini ve hükmünü tâyin zaruri bulunmaktadır. Muhtelif sebep ve maksatlarla bir gayrimenkul kaydına hakiki maliki yerine başka bir nam ve bir mukavelenamede âkitlerden biri yerine üçüncü bir şahıs ve bir alacak senedinde alacaklı veya borçlu sıfatı...