Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/178 E. - 2020/105 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, tarafların davalının maliki olduğu taşınmazı satın almak üzere anlaştıklarını, davacının 10.000,00 TL bedelli çeki davalıya peşinat olarak verdiğini, ancak davacı ile davalı arasında taşınmaz alım satımının yapılmadığını, davalının çeki iade etmesi gerektiği halde çeki kötü niyetli olarak iade etmediğini ve çeki tahsil edeceğini ifade ettiğini ileri sürerek, davacının çekten dolayı...
11. Hukuk Dairesi 2021/1900 E. , 2022/3971 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 05.11.2020 tarih ve 2019/178 E. - 2020/105 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, tarafların davalının maliki olduğu taşınmazı satın almak üzere anlaştıklarını, davacının 10.000,00 TL bedelli çeki davalıya peşinat olarak verdiğini, ancak davacı ile davalı arasında taşınmaz alım satımının yapılmadığını, davalının çeki iade etmesi gerektiği halde çeki kötü niyetli olarak iade etmediğini ve çeki tahsil edeceğini ifade ettiğini ileri sürerek, davacının çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, yetki itirazıyla birlikte, tarafların taşınmaz satımı konusunda anlaştıklarını, söz konusu çekin peşinat olarak değil, sözlü olarak kurulan satış sözleşmesine istinaden davacı tarafından verilen ve davacının sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde davalının menfaatlerini korumaya yönelik cezai şart olduğunu, çeke ilişkin olarak icra takibi yapılmadığını ve çekin vadesinden sonra davanın açıldığı bu nedenle davacının hukuki manfaatinin de bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu çekin davalı tarafından dava dışı ...'e ciro edildiği, çek bedelinin dava tarihinden sonra dava dışı ... tarafından tahsil edildiği, bu nedenle menfi tespit davası olarak açılan davaya istirdat davası olarak devam edilmesi gerektiğinin kabul edildiği, dava konusu çekin taşınmaz satışına ilişkin verildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasında tapuda kayıtlı taşınmazın alım satımı konusunda sözlü anlaşma yapıldığı, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışının resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmayacağı, taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebileceği, geçersiz sözleşmelerde herkes aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, bu nedenle çek sebebi ile ödenen 10.000,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talebi çekten dolayı borçlu olmadığının tespitidir. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2018/805 esas ve 2019/1963 karar ve 25.03.2019 tarihli düzeltilerek onama kararında, "Sonuç olarak davacı tarafından açılan menfi tespit davası ödemeyle birlikte istirdat davasına dönüşmüştür." cümlesinin bu yönde bir delil ...