Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen miktar 2.133,31 TL olup bu miktarın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, karar tarihi itibarıyla ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin...
9. Hukuk Dairesi 2022/6716 E. , 2022/7888 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
İlk Derece Mahkemesi tarafından reddedilen ve davacı tarafça temyize konu edilen miktar 2.133,31 TL olup bu miktarın, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, karar tarihi itibarıyla ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1992 yılında davalı kurumda işçi olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin 21.05.2018 tarihli fesih bildirimi ile sona erdirildiğini, haksız fesih sebebiyle işe iade davası açıldığını, mezkur davada; " fesih tarihi itibariyle işe iade davası bakımından en azından geçerli nedenin bulunduğu, gerekçesi" red kararı verildiğini ve kararın istinaf incelemesinden geçmek suretiyle kesinleştiğini, işe iade davasında feshin geçerli kabul edilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, kesin hükmün bağlayıcı olması sebebi ile davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığını, davacının iş sözleşmesinin fesih tarihi itibarıyla 8 günlük ücretinin ödenmediğini, kullandırılmayan izin hakkına ilişkin ücretin de kendisine ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı alacakları ile, yıllık izin ücreti alacağı ve ödenmeyen ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili dava dilekçesinde; davanın kanuni süre içerisinde açmadığından zamanaşımı def'inde bulunduklarını, her ne kadar davacı tarafından açılan işe iade dosyasında davacının işten çıkarılma nedeninin en azından geçerli neden olarak kabul edilmiş ise de Yargıtay kararları ve doktrine göre haklı sebep sayılmadığını, davacının işten çıkarılmasının tamamen haklı nedenlere dayalı olduğunu, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkili İdareden hiçbir alacağının bulunmadığını, kendisine hak ettiği tüm yasal ödemelerin yapıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 05.11.2020 tarihli ve 2019/621 Esas, 2020/505 Ka...