Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun sanığa ait olduğu, 213 sayılı VUKnin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl süre ile saklama ve istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu nazara alındığında; somut olayda da 2008 takvim yılına ait defter ve belgelerin 01.08.2013 tarihinde sanığa usule uygun şekilde tebliğ edilmek suretiyle istenildiği halde ibraz edilmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın tüm unsurları itibarıyla oluşan "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilerek, suçun sübutunun kabulü halinde; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi...
11. Ceza Dairesi 2018/157 E. , 2022/12705 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Defter, kayıt ve belgeleri gizleme HÜKÜM : Beraat
Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, defter ve belgeleri saklama sorumluluğunun sanığa ait olduğu, 213 sayılı VUKnin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl süre ile saklama ve istendiğinde ibraz edilme zorunluluğu bulunduğu nazara alındığında; somut olayda da 2008 takvim yılına ait defter ve belgelerin 01.08.2013 tarihinde sanığa usule uygun şekilde tebliğ edilmek suretiyle istenildiği halde ibraz edilmediğinin anlaşılması karşısında, sanığın tüm unsurları itibarıyla oluşan "defter, kayıt ve belgeleri gizleme" suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilerek, suçun sübutunun kabulü halinde; hükümden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun'un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun'un 359 maddesinin 3,4,5 ve 6, fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK'nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun'un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 16.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.