Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.07.2012 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.02.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Asıl ve birleştirilen dava, kadastral parselin ihyası isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar davacı vekili ile davalı idare vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; "... davacının davalı ... aleyhine 16.05.2013 tarihinde açtığı dava evrak üzerinde incelenerek 23.05.2013 tarihinde asıl dava ile birleştirilmiş; asıl davaya ait 10.07.2012 tarihli dava dilekçesi ve...
7. Hukuk Dairesi 2022/1652 E. , 2022/4287 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 10.07.2012 gününde verilen dilekçe ile kadastral parselin ihyası talebi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11.02.2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: KARAR Asıl ve birleştirilen dava, kadastral parselin ihyası isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen ilk karar davacı vekili ile davalı idare vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; "... davacının davalı ... aleyhine 16.05.2013 tarihinde açtığı dava evrak üzerinde incelenerek 23.05.2013 tarihinde asıl dava ile birleştirilmiş; asıl davaya ait 10.07.2012 tarihli dava dilekçesi ve birleştirme kararı ile 20.06.2013 günlü duruşma tarihi, anılan davalıya 31.05.2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve mahkemece bir sonraki duruşma günü olan 18.07.2013 tarihinde davalı idarenin yokluğunda esas hakkında karar verilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, davalı idare birleştirilen dava dosyasında davalı olup, idareye birleştirilen dava dosyasının dava dilekçesinin tebliği gerekirken asıl davaya ait dava dilekçesinin tebliğ edildiği anlaşılmakla, usulüne uygun taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemeyeceği gibi, anılan davalı bakımından yukarıda değinilen usul hükümleri yerine getirilmeksizin davanın esası hakkında hüküm kurulması Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkına da aykırıdır (HMK 27.md). O halde, usulüne uygun taraf teşkili sağlanmaksızın ve yukarıda değinilen usul hükümleri yerine getirilmeksizin işin esası hakkında yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü, davacı vekili ile davalı idare vekili temyiz etmiş, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince; ''...dava konusu 443 ada 1 parsel ile 444 ada 1 sayılı parsel hakkında yapılan imar uygulamalarının iptal edildiği ve oluşturulan imar parsellerinin sicil kayıtlarının dayanaklarının kalmadığı gözetilmek suretiyle; anılan kadastral parsel sınırları üzerinde, iptal edilen imar uygulamaları ile oluşturulan alanlar ile miktarları açıkça belirlenerek, bu kısımlara ilişkin imar sicil kayıtlarının iptali ile 443 ada 1 parsel ve 444 ada 1 sayılı sayılı kök parsellerin sınırları içinde kalan yol ve park vb. olarak ayrılan alanlarıyla birlikte kök parselin ihyası ve davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere infaza elverişsiz biçimde hüküm kurulması doğru görül...