Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle dava konusu yerde 3116 sayılı Kanun'a göre 1949 yılında 4785 sayılı Kanun hükümleri de gözönünde bulundurularak tahdit çalışması yapıldığı ve tapu sahibi kişilerin yaptıkları itiraz neticesi ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1948/436 - 1949/273 sayılı kararı ile bu yerlerin orman olmayan kişi zeytinlikleri olduğuna karar verildiği ve bu yerlerin orman olup olmadığı yönünden vasfının belirlendiği, aynı yerde 1977 yılında 766 sayılı Kanun'a göre yapılan genel arazi kadastrosunda davalı parsellerin dava konusu yerde tapu kaydına dayanan Şükrü Kaya mirasçılarının...
8. Hukuk Dairesi 2022/1203 E. , 2022/6188 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Orman Kadastrosuna İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle dava konusu yerde 3116 sayılı Kanun'a göre 1949 yılında 4785 sayılı Kanun hükümleri de gözönünde bulundurularak tahdit çalışması yapıldığı ve tapu sahibi kişilerin yaptıkları itiraz neticesi ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1948/436 - 1949/273 sayılı kararı ile bu yerlerin orman olmayan kişi zeytinlikleri olduğuna karar verildiği ve bu yerlerin orman olup olmadığı yönünden vasfının belirlendiği, aynı yerde 1977 yılında 766 sayılı Kanun'a göre yapılan genel arazi kadastrosunda davalı parsellerin dava konusu yerde tapu kaydına dayanan Şükrü Kaya mirasçılarının dayandığı tapu kaydının sınırının çalılık olarak okuduğu gerekçesiyle miktar fazlası olan kısımlar Hazine adına çalılık olarak tespit gördüğü, itirazen açılan ve ... Kadastro Mahkemesince görülen kadastro tespitine itiraz davası sonunda 1978/8 Esas, 1984/418 Karar sayılı kararıyla kişilerin sabit sınırlı olmayan tapu kaydına göre kazanabilecekleri yerin miktarı belirlenerek miktar fazlası yerlerin Hazine adına tesciline dair hüküm kurulduğu ve bu hükmün Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanması üzerine kesinleştiği, bu nedenle Hazinenin orman kadastrosu sonucu lehine hüküm kurulan kişilerin halefi konumuna geldiği, 2008 yılında 45 nolu Orman Kadastro Komisyonunca, dava konusu yerlerden 1011, 1012 ve 1013 numaralı parsellerin, 4999 sayılı Kanunun 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7. maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca yeniden orman tahdidi içine alındığı ancak bu kanun maddesinin dava konusu yerlerde uygulanma kabiliyeti olmadığı, çünkü üzerinde hem orman kadastrosu hem arazi kadastrosu yapılıp her iki kadastro çalışması sonrasında ortaya çıkan hukukî ihtilafın da kesinleşmiş yargı kararıyla çözülmüş olduğu, taşınmazların hukukî niteliğinin tartışmalı olmaktan çıktığı ve bu nitelikteki yerlerde yapılacak her hangi bir kadastro çalışmasının Kadastro Kanununun 22. maddesi uyarınca ikinci kadastro niteliğinde olduğu, dava konusu yerlerin eylemli durumuna göre maliki olan Hazine tarafından orman olarak tahsis edilebileceği gibi yerleşim olanı olarak tahsis edilmesinde de herhangi bir hukukî engel bulunmadığı, kaldı ki dava konusu yerde her iki kadastro çalışmasından sonra kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu ve kesinlemiş yargı kararlarının (HUMK'nin 237) HMKnin 303. maddesine göre davanın tarafları için bağlayıcı olduğu kadar hukukî halefleri için de bağlayıcı olduğu, bu nedenle yerel mahkemece 2008 yılı içinde 4999 sayılı Kanun'a göre yapılan tahdit çalışmaları ile tahdit içine alınan 1011, 1012 ve 1013 numaralı parsellerle ilgi...