# Mahkeme Kararı Özeti **Olay:** Davacı, okuma-yazma bilmediğini ve temyiz ehliyetinden yoksun olduğunu ileri sürerek, davalıdan alındığını iddia ettiği senettin geçersizliğini ve borçlu olmadığını tespit ettirmek istemiştir. **Hukuki Değerlendirme:** İlk derece mahkemesi, senedin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesine uygun olmadığını gerekçe göstererek davayı kabul etmiştir. Yargıtay'ın Özel Dairesi ise, mahkemenin senet tarihi itibariyle davacının ehliyetini yeterince araştırmadığını, bu hususun re'sen gözetilmesi gereken bir mesele olduğunu belirtmiş ve kararı bozmuştur. **Sonuç:** Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire'nin bozma kararını haklı bulmuş ve ilk derece kararını tamamen bozmuştur. Mahkemenin direnme kararındaki hatasını onaylamış, davacının ehliyeti meselesinin öncelikli olarak araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Hukuk Genel Kurulu 2019/253 E. , 2022/1036 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin ikinci fıkrası gereğince direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından davalı vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2011/3047 E. sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe konu edilen senedin müvekkilinin temyiz kudretinden yoksun olmasından yararlanılarak teminat amaçlı alındığını, senette tahrifat yapıldığı ve teminat amaçlı alındığının davalı tarafından Savcılık makamına verdiği ifadesinde ikrar edildiğini, başka bir deyişle davalının müvekkiline ait taşınmaza talip olduğunu, başkalarına satmaması için de dava konusu senedi teminat amacı ile onun temyiz kudretinden yoksun olmasından istifade ederek imzalattığını, müvekkilinin okuma yazma da bilmediğini, müvekkilinin davalıdan para almadığını ve dava konusu senetten dolayı davalıya borçlu bulunmadığını ileri sürerek davalıya borçlu olmadığının tespiti ile teminat senedinin iptaline ve davalının asıl alacağın %40ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kısıtlanmış olması nedeniyle eldeki davayı açamayacağını, davacının tanık dinletme talebine muvafakatlarının bulunmadığını, davacı kısıtlı ise de akli melekelerinin yerinde olduğunu, dava konusu senedin davacıya ait taşınmazdaki ½ hissesinin müvekkiline satılması için müvekkilinden aldığı 250.000TL nakit para için verildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuş ve asıl alacağın %40ı oranında icra inkâr tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: 6. Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.05.2015 tarihli ve 2013/305 E., 2015/396 K. sayılı kararı ile; davacının okuma yazma bilmediği, bir takım işlemleri parmak basmak suretiyle yaptığı, bir kısım işlemleri ise önüne konan yazıyı taklit etmek suretiyle yazıp imzaladığı, davalının da davacı ile olan akrabalığı nedeniyle bu durumu bildiği, en azından bi...