Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 18/11/2014 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26/11/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; 66 parsel sayılı taşınmazın 726 m2 "... Öğretmenevi" cinsi ile senetsizden 15/04/1975 tarihinde ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tapulama suretiyle tescil edildiğini, taşınmazın 19/03/1975 tarihli köy karar defterinde yazılı satışa ilişkin karar gereğince davalı köy tarafından davacıya satılıp bedeli tahsil edilerek teslim edildiğini, davacı tarafından taşınmaz üzerine 2 katlı ev yapıldığını, 30 yıldır malik...
7. Hukuk Dairesi 2022/774 E. , 2022/4616 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 18/11/2014 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 26/11/2021 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün evrak incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili; 66 parsel sayılı taşınmazın 726 m2 "... Öğretmenevi" cinsi ile senetsizden 15/04/1975 tarihinde ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tapulama suretiyle tescil edildiğini, taşınmazın 19/03/1975 tarihli köy karar defterinde yazılı satışa ilişkin karar gereğince davalı köy tarafından davacıya satılıp bedeli tahsil edilerek teslim edildiğini, davacı tarafından taşınmaz üzerine 2 katlı ev yapıldığını, 30 yıldır malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürerek, TMK'nın 724. maddesi gereğince tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir. Davalı vekili öncelikle 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirtmiş, ayrıca taşınmazın 6360 sayılı Kanun gereğince Belediye adına devredildiğini, davacının dayandığı sözleşmenin resmi şekle aykırı olduğunu, TMK'nın 724. maddesinin şartlarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, 06/10/2015 tarihinde 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca davacının iyi niyetli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince 03/12/2018 tarihinde onanmış, davacı mirasçılarının karar düzeltme talebinde bulunmaları üzerine hüküm Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 09/10/2019 tarihli kararı ile ilamda yazılı nedenlerle bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda mahkemece; "442 sayılı Köy Kanununa eklenen 1987 tarihli düzenleme ile köy yerleşme planına göre en çok 2000 m2 olmak üzere tescil edilen parseller köyde ikamet eden ve köy nüfusuna kayıtlı olup evi bulunmayan ihtiyaç sahiplerine ihtiyar meclisi kararı ile rayiç bedel üzerinden satılacağı, Köy Yerleşme Alanı Uygulama Yönetmeliği hükümlerine göre ise, Köy Kanunu uyarınca arsa tahsisi suretiyle mülkiyet hakkının kazanılabilmesi için tahsis işleminin tamamlanmasında zorunluluk bulunduğu, tahsis işleminin tamamlanması için arsa temlik cetveli ile temlikin yapılarak usulüne uygun onay mercii tarafından onaylanması gerektiği düzenlenmiştir. Bu tarihten önce köy tüzel kişiliğine ait yerin satışına ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Bu sebeple taşınmazın davacıya satılmadığı, satışın geçersiz olduğu hüküm doğuramayacağı anlaşılmıştır. Ayrıca kamu tüzel kişiliğine ait taşınmazların temliken tescil yolu ile iktisatı da mümkün değildir. Dava konusu taşınmaz 16/08/1972 tarihli ...