Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30/07/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava dışı ...,... ile Kdz. Ereğli 1. Noterliği'nin 27/12/1985 tarihli Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi ve ... Vekaletnamesini imzaladıklarını, sözleşme uyarınca satış vaadi borçlularının dava konusu 992, 951, 1013 ve 942 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan hak ve hisselerini davacıya devrettiklerini, satış bedelinin peşinen ödendiğini, taşınmazın zilyetliğinin...
7. Hukuk Dairesi 2021/4613 E. , 2022/5506 K.
"İçtihat Metni"7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30/07/2015 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 29/06/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. Davacı vekili; dava dışı ...,... ile Kdz. Ereğli 1. Noterliği'nin 27/12/1985 tarihli Düzenleme Şeklinde Satış Vaadi Sözleşmesi ve ... Vekaletnamesini imzaladıklarını, sözleşme uyarınca satış vaadi borçlularının dava konusu 992, 951, 1013 ve 942 parsel sayılı taşınmazlarda bulunan hak ve hisselerini davacıya devrettiklerini, satış bedelinin peşinen ödendiğini, taşınmazın zilyetliğinin sözleşme imzalandığı tarihten beri davacıda olduğunu, ancak ...,...,... mirasçılarının, 13/07/2015 tarihinde dava konusu taşınmazlardaki paylarını tapuda davalı ...'a devrettiklerini, davalı ...'ın dava konusu taşınmazların davacıya ait olduğunu ve fiilen kullanımında olduğunu bildiğini, davalı ...ın babası ile davacının husumetli olduğunu ve aralarında devam eden ceza davalarının bulunduğunu, bütün bu nedenlerle yerinde gerekli inceleme yapılarak davalı adına kayıtlı olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; dava konusu edilen taşınmazların bulunduğu yerde kadastronun 1986 yılında geçtiğini ve tutanakların kesinleştiğini, kadastro tespit tutanaklarına süresi içinde itiraz etmeyen, 10 yıllık süre içinde de Asliye Hukuk Mahkemesi'ne dava açmayan davacının 29 yıl sonra Kadastro öncesi hukuki sebeplere dayalı olarak taşınmazı kendisinden önceki hak sahiplerinden satın alan davalıya dava açmasının kabul edilemez olduğunu, bu nedenle davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; tapu iptal ve tescil talepli davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; dava konusu 992 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının 06/08/1981 ta...