Gerekçeli kararda temyiz süresinin tefhimden itibaren 15 gün olduğunun belirtilmesi nedeniyle üst Cumhuriyet savcısının yanıltıldığı anlaşılmakla, üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve üst Cumhuriyet savcısının sadece hırsızlık suçundan kurulan hükmü temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın adli sicil kaydında yer alan Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2013 tarihinde kesinleşen 03.05.2013 tarihli, 2013/158 E, 2013/484 K. sayılı ilamına konu güveni kötüye kullanma suçundan aldığı mahkumiyet hükmü tekerrüre esas alınarak, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanmış ise de; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK'nın 155/2. maddesinde...
2. Ceza Dairesi 2022/8665 E. , 2022/17635 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü: Gerekçeli kararda temyiz süresinin tefhimden itibaren 15 gün olduğunun belirtilmesi nedeniyle üst Cumhuriyet savcısının yanıltıldığı anlaşılmakla, üst Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek ve üst Cumhuriyet savcısının sadece hırsızlık suçundan kurulan hükmü temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın adli sicil kaydında yer alan Kemalpaşa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2013 tarihinde kesinleşen 03.05.2013 tarihli, 2013/158 E, 2013/484 K. sayılı ilamına konu güveni kötüye kullanma suçundan aldığı mahkumiyet hükmü tekerrüre esas alınarak, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesi uygulanmış ise de; 24.10.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma hükümleri yeniden düzenlenmiş olup, sanığın eylemine uyan TCK'nın 155/2. maddesinde düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alındığında ve sanığın tekerrüre esas alınabilecek başka sabıkasının bulunmadığının anlaşılması karşısında, tekerrüre esas alınan bu ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi ile 5237 sayılı TCKnın 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 gün ve 31100 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanunun 10. maddesi ile TCKnın 53. maddesinde yapılan değişikliğin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 6545 sayılı Kanunun 104. maddesi uyarınca Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğinin belirtildiği, 6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile değişik 5237 sayılı TCKnın 142/2-h maddesinin 28.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği ve suç tarihinin 04/02/2014 olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan ve daha lehe olan 5237 sayılı TCKnın 142/1-b maddesine uyduğu ve 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki TCKnın 142/1-b maddesi ile hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanığın aleyhine olan TCKnın 142/2-h maddesi ile hüküm kurulmak suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı istem gibi BOZULMASINA, 26.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.