Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I-Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde: Sanık müdafiinin yüzüne karşı 05.11.2020 günü tefhim olunan kararı, 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 18.01.2021 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla; yasal süresinden sonra yapmış olduğu vâki temyiz itirazının 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUKun 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II-O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesinin hükmünün uygulanması ve özellikle Derhâl kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir. Birinci görüşe göre; CMK'nın 223/9. maddesinde yer alan Derhâl kavramını, delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek, İşin esasına girmeden fiilin ilk...
6. Ceza Dairesi 2021/22956 E. , 2022/16093 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli hırsızlık HÜKÜM : Beraat
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: I-Sanık müdafiinin temyiz talebinin incelenmesinde: Sanık müdafiinin yüzüne karşı 05.11.2020 günü tefhim olunan kararı, 15 günlük yasal süre geçtikten sonra 18.01.2021 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla; yasal süresinden sonra yapmış olduğu vâki temyiz itirazının 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUKun 317. maddesi gereğince tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, II-O yer Cumhuriyet Savcısının temyiz talebinin incelenmesinde: 5271 sayılı CMK'nın 223/9. maddesinin hükmünün uygulanması ve özellikle Derhâl kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir. Birinci görüşe göre; CMK'nın 223/9. maddesinde yer alan Derhâl kavramını, delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek, İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması ya da "kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri"yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; örneğin sanığın ölümü nedeniyle için dosyanın esasına girmeden, kararı bozmak ve davayı düşürmek gerekir. Doktrin tarafından büyük ölçüde benimsenen diğer görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, iş bu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir. Aşağıda açıklayacağımız gerekçeler ışığında birinci görüşün; kanunun lafzına da, ruhuna da uygun olmadığını düşünmekteyiz. Bilindiği üzere, 5271 sayılı CMKnın yazılı bir gerekçesi yoktur. Derhâl kelimesi Çabucak (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; davanın esasına girmeden, delil takdiri gerektirmeyen durumlar ya da fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir. Bu nedenle, belirtilen hususları CMKnın 223/9. maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir. Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk amiri (Örneğin; CMK'nın 119. maddesi hükmü uyarınca aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (CMK'nın 90. maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir. ) bile, Delil takdiri yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez. Mahkeme ve hâkimin, CMK'nın 223/9. maddesi bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece do...