Toprak ürünleri alım satımından dolayı toprak sahibi ile bir tacir veya bu ürünleri başkasına satmak niyetiyle satın alan kişiler arasında ortaya çıkan davalarla ilgili olarak verilmiş hükümlerin yargıtay'da incelenmesi ticaret dairesinin görevine girer.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1929/9 K.1929/3 T.27.2.1929 YARGITAY TİCARET DAİRESİNİN GÖREVİ
TOPRAK ÜRÜNLERİ ALIM SATIMINDAN DOLAYI TOPRAK SAHİBİ İLE BİR TACİR VEYA BU ÜRÜNLERİ BAŞKASINA SATMAK NİYETİYLE SATIN ALAN KİŞİLER ARASINDA ORTAYA ÇIKAN DAVALARLA İLGİLİ OLARAK VERİLMİŞ HÜKÜMLERİN YARGITAY'DA İNCELENMESİ TİCARET DAİRESİNİN GÖREVİNE GİRER.
Bir sahibi arzın emvalini bey'e arz eylemesinden dolayı gelen davalarda Ticaret Kanununun on dokuzuncu maddesinin fıkrayı ulası hükmü ve şümulündeki tarzı telâkkisi itibariyle Temyiz Üçüncü Hukuk Dairesi ile aralarında ihtilâf hâsıl olduğundan ihtilâfı vakiin halli Temyiz Ticaret Dairei Aliyesinin 19/12/1928 tarih ve 102 numaralı müzekkereleri ile talep ve ihtilâfı içtihadı mutazammın Karar suretleri irsal olunmakla mezkûr karar suretleri teksir olunarak Heyeti Umumiyeye tevzi ve 1929 senesi şubatının yirmi yedinci günü yevmi içtima tayin kılınmıştı.
Yevmi mezkûrda Birinci Reis Mehmet İhsan Beyefendinin tahtı riyasetlerinde içtima eden Heyeti Umumiyeye kırk zatın iştirak ettiği görüldükten ve nisabı müzakere tahakkuk ettikten sonra ihtilâfı tevlit eden kararlar kıraat olundu.
Ticaret Dairesinin noktai nazar ve içtihadını müdafaa etmek üzere söz alan dairei mezkûre Reisi Halil İbrahim Beyefendi: Üçüncü Hukuk Dairei Aliyesiyle aramızda tahassul eden içtihat ihtilâfının sebebi Ticaret Kanununun on dokuzuncu maddesinin birinci fıkrasının 20, 21 ve 23 üncü maddeler ahkâmiyle telifindeki noktai nazar tebayünetidir. Malûmu âlileridir ki on dokuzuncu maddenin fıkrai ulâsında aynen, "bir çiftçinin veya sahibi arzın mahsulâtını ve bir maden sahibinin çıkarılmış cevherleri bey etmeleri umuru âdiyedendir". Eğer bu mahsulâtı satmak için ticarî veya sınaî bir müessese şekil ve ehemmiyetini haiz daimi bir müessese küşat etmişler ise bu müesseseye ait muamelât muamelâtı ticariyedendir, deniyor. Muamelâtı âdiye, muamelâtı ticariye tabirlerinin muayyen olan medlûllerine göre bittabi muamelâtı âdiye hakkında Borçlar Kanunu ve muamelâtı ticariye hakkında da Ticaret Kanunu ahkâmı tatbik edilmek zarurîdir. Binaberin bir tütüncünün veya herhangi bir çiftçinin husule getirdiği mahsulâtı arziyesini idarei inhisariyeye veya bir tüccara satması muamelâtı âdiyeden olmasına göre elbette bu hadiselerin tetkiki de Ticaret Dairesine ait olmamak lâzım gelir. İşte bizim istinat ettiğimiz sarahati katiyei kanuniyeye göre noktai nazarımız ve kararımız budur. Üçüncü Hukuk Dairei Aliyesinin kararından anladığımız noktai nazarları ise şu olmak icap eder. Malûmu âlileriniz, Ticaret Kanununun yirminci maddesinin birinci fıkrasında, (her nevi emvali menkule itası taahhüdatı) muamelâtı ticariyeden addedilmiştir. Bir çiftçinin husule getirdiği tütünü, pamuğu veya zahireyi peşin alınan semen mukabilinde itayı müteahhit olması da bu fıkra zımnına gireceği için muamelâtı ticariyedendir, diyorlar. Biz yirminci maddenin fıkrai ulâsından çıkarılan manayı 19, 21 ve 22 nci maddelerle mukayyet görüyoruz. Çünkü bir kere on dokuzu...