Kiracı işlemiş kira borcunu kanuna uygun şekilde ödemek istediği halde kiralayanın bunu almaktan kaçınmış olduğu vakıasının şahitle ispatına kanuni bir engel yoktur.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu E.1957/23 K.1959/20 T.11.3.1959 R.Gazete No. 10268 R.G. Tarihi: 1.8.1959
KİRA PARASININ ÖDENDİĞİNİN İSPATI TANIKLA İSPAT
KİRACI İŞLEMİŞ KİRA BORCUNU KANUNA UYGUN ŞEKİLDE ÖDEMEK İSTEDİĞİ HALDE KİRALAYANIN BUNU ALMAKTAN KAÇINMIŞ OLDUĞU VAKIASININ ŞAHİTLE İSPATINA KANUNİ BİR ENGEL YOKTUR.
6570/md. 7 818/md. 90, 91, 260
Temyiz Mahkemesi Birinci Reisliğine verilen dilekçe ile, kiralayanın kiracı tarafından ödenmek istenen kira parasını almaktan kaçınmış olduğu iddiasının şahitle ispatının caiz olup olmadığı noktasında Temyiz Mahkemesi Ticaret Dairesi ile Altıncı Hukuk Dairesinin ve Hukuk Umumî Heyetinin kararları arasında birbirini tutmazlık bulunduğunun ileri sürülmesi üzerine toplanan İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetince kararların bir kısmında alıcı kiralayanın kira parasını almaktan kaçınmış olduğu vakıasının şahitle ispat edilebileceği esasının kabul edilmiş olmasına karşılık diğer bir kısım kararlarda bu vakıanın şahitle ispat edilemiyeceği esasının benimsenmiş olması sebebiyle kararlar arasında birbirini tutmazlık bulunduğuna ittifakla karar verildikten sonra mesele incelendi gereği konuşuldu :
1- Kira parası borcunun edasının kanunî şartlara uygun olarak alacaklı kiralayana arzedilmesi halinde alacaklının edayı kabulden kaçınması, onu Borçlar Kanununun 90 ıncı maddesi hükmünce mütemerrid alacaklı durumuna sokar ve bunun neticesinde borçlu için Borçlar Kanununun 91 inci maddesi hükmünce parayı tevdi ederek borçtan kurtulma imkânı doğabileceği gibi, 6570 sayılı Kira Kanununun 7 nci maddesinin son fıkrası hükmünce kiralayanın kiracıya göndereceği ihtarın haklı ihtar mahiyetinde sayılması mümkün olmaz ve Borçlar Kanununun 260 ncı maddesi hükmünce kiralayan tarafından çekilmiş olan ihtar üzerine ve ihtarda verilen müddet içinde alıcının kira parasını kabulden haklı bir sebep yok iken kaçınması borçlu kiracının temerrüde düşmesine ve dolayısiyle akdin feshine engel olur. O halde yukarıda söylenen durumlarda alacaklının kira parasını almaktan kaçınmış olduğunun isbatı kiracı bakımından hukukî bir menfaat arzeder.
2- Kiralayanın edayı reddetmesi bir hukuki muamele değil bir maddî vakıadır. Usulün 288 inci ve sonraki maddelerinde, maddî vakıaların değil ancak hukuki muamelelerin ispatı bakımından şahit dinlenemiyeceği kabul edilmiş bulunmaktadır. Demek ki maddî vakıalar şahit dinletme yasağının şümulü dışında kalmaktadır. Ve bu itibarla alacaklı kiralayanın parayı almaktan kaçındığının şahitle ispatına kanun bakımından bir engel yoktur. Bir an için parayı almaktan kaçınmanın bir hukuki muamele olduğu farzedilse dahi şahitle ispat usulün 293. maddesinin 4 üncü bendi hükmünce yine mümkün olacaktır.
Zira parayı almaktan kaçınmış olan kiralayanın bu kaçınmasını tesbit etmek üzere kiracıya bir senet vermiş olması ve kiracının kiralayandan böyle bir senet istemiş olması âdet bakımından asla düşünülemez.
3- Borçlar Kanununun 260 ıncı maddesinin tatbikatı ile ilgili olarak şu durumun belir...