Mukavele edilen müddetin hitamında mecurun tahliye edileceğine dair kira sözleşmelerine dercedilecek şart ve yüklenmeler milli korunma kanunu yürürlükte kaldığı sürece geçerli dğeildir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1944/15-20 K.1944/28 T.4.10.1944 MİLLİ KORUNMA KANUNU
MUKAVELE EDİLEN MÜDDETİN HİTAMINDA MECURUN TAHLİYE EDİLECEĞİNE DAİR KİRA SÖZLEŞMELERİNE DERCEDİLECEK ŞART VE YÜKLENMELER MİLLİ KORUNMA KANUNU YÜRÜRLÜKTE KALDIĞI SÜRECE GEÇERLİ DĞEİLDİR.
Akdin bidayetinde taahhüt edilen tahliye şartının Millî Korunma Kanununun 30 uncu maddesi muvacehesinde muteber olup olamayıcağı hususunda Temyiz Üçüncü Hukuk Dairesinin 28/9/1943 - 11185/9698 ve Ticaret Dairesinin 8/5/1943 - 863/917 sayılı kararlarını havi ilâmları arasında hasıl olan tezat ve mübayenetin halli Birinci Reisliğin 22/4/1944 tarih ve 3/107 sayılı yazısiyle istenilmiş ve 944/20 numarada kayıtlı dosyada hâdisenin aynı olmak itibariyle birleştirilmiş olmakla keyfiyet Tevhidi İçtihat Heyeti Umumiyesinde incelenerek:
Sonuçta :
Millî Korunma Kanunu hayat pahalılığını önlemek için vaz buyurulmuştur. 30 uncu maddesi de gerek ev, gerek iş evi buhranına ve bunun neticesi olabilecek pahalılığa karşı düşünülüp tedvin olunmuştur. Şu halde kanunun bütün hükümleri gibi bu maddedeki hükümler de âmme inzibatı mülâhazasından mülhem olmakla âmir hükümlerdendir. Nitekim mezkûr madde kiralama mukavelelerinde taraflarca kararlaştırılmış olan müddetleri mukavele hükümlerine kiracı tarafından riayet şartiyle uzatmış ve mukavele edilen müddetin hitamında mecuru mucire iade etmek lüzumuna dair olan Borçlar Kanunu hükümlerini yine bu şart dairesinde olmak üzere muvakkat bir zaman için bertaraf edip Borçlar Kanununa ve kiracıların matbu konturatolarda açık ibare ile yazılı tahliye taahhütlerine dayanan mucirlerin tahliye dâvalarının dinlenmesini menetmiştir. Maddenin elbette tarafların rızasiyle akdin feshine müdahalesi yoktur ve olamaz. Fakat hâdiselerde böyle tarafların rızasiyle fesih bahis mevzuu değildir. Bahis mevzuu olan şey maddenin sırf kiracı tarafından vukubulacak tahliye ihbarının akit sırasında taraflarca kararlaştırılan bir şart şeklinde mukaveleye dercedilmesi halidir. Bir bakıma, ihbar kiracı tarafından müddetin hitamından en az 15 gün önce yapılması halinde tahliye lüzumu tahakkuk edeceğine göre akit henüz yapılırken de böyle bir beyanın mukaveleye derci, aynı neticeyi vermek lâzımgeleceği zannolunabilir. Fakat kanun vâzıının maksadı ve ihbar tabirinin mefhumu buna müsait değildir. Çünkü mukavele yapılırken yahut hâdiselerimizde olduğu gibi kanun hükmünce kiracının böyle bir ihbarla müddetin uzaması hükümlerinden kurtulabilmesi kabul edilirse de, akit sırasındaki tahliye taahhüdü bu ihbarın makamına kaim tutulamaz. Malûmdur ki: Mukavele sırasında ihbar gibi şeyler âdet değildir. Mukaveleler ancak hüküm ve şartları ihtiva eder. Mukavele edilen müddetin kanun hükmünce uzamasını önceden önlemek maksadiyle mucirin kiracıya kabul ettireceği tahliye taahhüdü de işte kanunun âmir ve istisnai hükümleri hilâfına olarak umumi hükümlerin ve mukavelenin tahliyeye müteallik hükümlerinin yürürlükte kalması şartından başka bir şey olamaz. Hâdiselerin çoğunda kirac...