Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin hissedarı ve yönetim kurulu başkanının oğlu olduğunu, aile şirketi olan davacı şirketin tüm sermayesinin davalının babası tarafından karşılandığını, davacının ortaklığının emek ve sermayeye dayanmadığını, davalının müvekkili şirketten alacağı bulunduğu iddiasıyla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibin yasal bir belgeye dayanmadığını, alacağın neden kaynaklandığının belirsiz olduğunu, alacağın cari hesaplarda dönem görülebilecek fiktif...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2019/2148 KARAR NO: 2022/484 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/07/2019 NUMARASI: 2016/930 E. - 2019/713 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, her iki taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili şirketin hissedarı ve yönetim kurulu başkanının oğlu olduğunu, aile şirketi olan davacı şirketin tüm sermayesinin davalının babası tarafından karşılandığını, davacının ortaklığının emek ve sermayeye dayanmadığını, davalının müvekkili şirketten alacağı bulunduğu iddiasıyla Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibin yasal bir belgeye dayanmadığını, alacağın neden kaynaklandığının belirsiz olduğunu, alacağın cari hesaplarda dönem görülebilecek fiktif alacak olduğunu, alacağın şirket yöneticisinin yaptığı faturasız satışlardan elde edilen çeklerin muhasebeleştirilmesinden kaynaklandığını, davalının şirkette yönetici olduğu dönemde vergi mevzuatına aykırı şekilde faturasız mal satarak belgeler düzenlediğini, mal teslim ederek aldığı çekleri haricen tahsil ettiğini, mali polisçe davalı ve eski muhasebe müdürünün şirket yetkililerinden habersiz şekilde kayıt tutuğunun belirlenmesi nedeniyle yüksek miktarda ceza ödendiğini, açık satışlardan elde ettiği gelirlerin ortaklara aktarılarak şirketin zarara uğratıldığını, davalının yönetici sıfatı ile bu zarardan sorumlu olduğunu, davalının genel kurul kararlarının iptali için iptal davaları açtığı davaların reddedildiğini ileri sürerek, müvekkilinin takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin davacı şirkette % 21,75 oranında hissedar olduğu halde aile içi anlaşmazlıklar nedeniyle şirketten uzaklaştırıldığını ve davacı şirketten 127.410,38 TL alacağı bulunduğunu, davacı şirketin hiçbir ödeme yapmadan alacağı kapattığını, 2015 yılında yapılan genel kurulda bu alacağın şirket kayıtlarında ve mali tablolarda göründüğünü, hisselerine usulsüzce el konulmaya çalışıldığını, müvekkilinin fiktif işlemler yapmadığını, şirketi zarara uğratmadığını, tüm işlemlerin babası ve yönetim kurulu başkanı olan ...'in bilgisi ve onayı ile yapıldığını savunarak, davanın reddine ve % 20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Takip alacaklısı borçlu davacı şirketin ticaret sicil kayıtlarına göre hissedarıdır. Davalı hissedarın davacı şirketten alacağının bulunup bulunmadığı, var...