Taraflar arasındaki fesih ve tasfiye davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir talep edilmekle; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbirin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, ihtiyati tedbir talebini içerir davası dilekçesinde özetle; davalı şirketin diğer ortaklarının şirketin yüksek değerdeki aktif malvarlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak hareket ettikleri hususunun mahkeme kararları ile sabit olduğunu, davalı şirketin iş bu davadaki vekilinin aynı zamanda davalı şirketin diğer ortaklarının da vekilliğini yaptığından menfaat çatışması ortada iken organsız ve başıboş kalan davalı şirkete ivedilikle kayyım...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/665 KARAR NO: 2022/521 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2021/813 Esas TARİHİ: 24/01/2022 TARİHLİ ARA KARAR DAVANIN KONUSU: Şirketin fesih ve tasfiyesi Taraflar arasındaki fesih ve tasfiye davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında davacı vekili tarafından ihtiyati tedbir talep edilmekle; ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbirin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacılar vekili, ihtiyati tedbir talebini içerir davası dilekçesinde özetle; davalı şirketin diğer ortaklarının şirketin yüksek değerdeki aktif malvarlığından faydalanmak amacıyla kötü niyetli olarak hareket ettikleri hususunun mahkeme kararları ile sabit olduğunu, davalı şirketin iş bu davadaki vekilinin aynı zamanda davalı şirketin diğer ortaklarının da vekilliğini yaptığından menfaat çatışması ortada iken organsız ve başıboş kalan davalı şirkete ivedilikle kayyım tayininin zaruri olduğunu, dava dilekçesinde açıklandığı üzere, davalı şirket uzun süredir yönetim organından yoksun olup, davalı şirkette yönetim boşluğu oluştuğunu, şirketi yönetme hususunda birlik sağlanamadığını, üstüne üstlük, davalı şirket ortakları arasında görülmekte olan davalar sebebiyle güvensizlik ortamının da meydana geldiğini, davalı şirketin yönetim kurulu oluşturulamadığından şirketin borçların ödenemediğini ve davalı şirketin mal varlığının yönetilememekte olduğunu belirterek, bahsi geçen sebeplerle TTK'nın 530. maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini istemiş, ayrıca, dava süresince davalı şirketin malvarlığının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesine dair HMKnın 389. vd hükümleri gereğince ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, işbu davada verilecek hüküm kesinleşinceye kadar, davacı müvekkili ...un davalı şirkete kayyım olarak atanmasına, bunun mümkün olmaması halinde Mahkememizce resen belirlenecek bir kişinin ihtiyati tedbir yoluyla kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevabında özetle; müvekkili şirketin hisselerinin nama yazılı basılı hisse senedi ile tespit olunduğunu, davanın görülebilmesi için öncelikle davacıların aktif husumet ehliyeti sahibi olduklarını ispat etmeleri gerektiğini, davacıların müvekkili şirketin ortağı olduklarına dair hisselerini sunmadıklarını, davalı ortaklığın kamu borcunun bulunmadığını, davacıların şirket yönetim kurulunda oldukları dönemde müvekkili şirketin Devlete olan borçlarını ödemediklerini, maaş ödemelerini yapmadıklarını, ortaklardan ...'nın kendi şahsi malvarlığı ile taksitlendirilen kamu borçlarını ödediğini, ... Hastanesi'nin ruhsatının askıya alındığı tarihte şirketin yönetim kurulunda ..., ... ve ...'un bulund...