Türk hukukunda sözleşmelerin şekil şartı ile ilgili temel ilke olan ‘’sözleşmenin serbestisi’’ ilkesi vardır. Bu ilke doğrultusunda sözleşme hukukuna uygun ve ilgili kanunlarda öngörülen sınırlar çerçevesinde taraflar sözleşmelerini istedikleri gibi düzenleyebilirler. Sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde taraflar sözleşme yaptığında sözleşmeye koymaları gereken önemli koşullardan birisi cezai şarttır. 4857 sayılı İş Kanunu’nda cezai şarta ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 420. maddesinde ise "Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir" hükmü yer almaktadır. Ancak, Yargıtay’ın bu konuda verdiği yerleşik kararlar ve içtihatlar daha geniş kuralları içermektedir. Yargıtay, iş hukukunda "işçi yararına yorum ilkesinden hareketle, sadece işçi aleyhine yükümlülük öngören cezai şart hükümlerini geçersiz sayarken, işçinin lehine, yararına konulan tek taraflı cezai şartları ise geçerli kabul etmektedir. Cezai şartın işçi ve işveren hakkında ve iki taraflı olarak düzenlenmesi yetmiyor, işçi aleyhine kararlaştırılan cezai şartın işveren aleyhine kararlaştırılandan daha fazla olmaması da gerekmektedir. Cezai şart sözleşmedeki ifa edimi olan asıl borca bağlıdır. Dolayısıyla borçlunun ifa edim borcu herhangi bir sebep ile geçerliliğini kaybederse veya ifa edimi imkansız hale gelmiş ise alacaklı cezai şart isteyemez. Fakat burada önemli olan birkaç husus vardır. Öncelikle sözleşmedeki ifa ediminin imkansız hale gelmesinde borçlunun herhangi bir payı olmamalıdır. Yani ifa edimi imkansız hale gelmesinde borçlunun bir sorumluluğu bulunmamalıdır. Aynı zamanda cezai şartın sözleşmede ifa ediminin geçersizliği veya imkansız hale gelmesi gibi durumların aksine bir düzenlemesi olmamalıdır. Eğer taraflar sözleşmede bu gibi durumların cezai şartın istenebilmesine etki etmeyeceğine dair aksine bir düzenleme yapmışlarsa bu hallerin varlığında dahi yine de cezai şart alacaklı tarafça istenilebilecektir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.