Yatırımların finansmanında (amortismana tabi iktisadi kıymet alımı ya da komple yeni yatırımlar veya tevsi yatırımlarda) kullanılan ortak veya ortaklı ilişkili kişiden doğrudan veya dolaylı temin edilmiş bir borcun örtülü sermaye kapsamında olması, bu borca isabet eden ve VUK genel tebliğlerine göre aktifleştirme döneminde yatırım maliyetine eklenmesi gereken faiz ve kur farkı giderlerinin aktifleştirilmesine engel değildir. Örtülü sermeye düzenlemeleri açısından asıl olan cari hesap döneminde örtülü sermayeye isabet edip ödenen veya tahakkuk eden faiz ve kur farklarının kurumlar vergisi beyannamesinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınıp alınmadığı ve eğer borç veren taraf gerçek kişi, dar mükellef kurum veya vergiye tabi olmayan bir kurum ise söz konusu tutarlar üzerinden kâr dağıtımına bağlı vergi tevkifatının hesaplanıp hesaplanmadığıdır. Bir borç örtülü sermaye olarak değerlendirildiğinde bu borca isabet eden faiz ve kur farkı giderinin muhasebe kayıtlarında mutlak olarak finansman gideri ve kur farkı gideri olarak muhasebeleştirilmiş olması şart değildir. Amortisman gideri bir gider çeşididir ve amortisman gideri de kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınabilir. Dolayısıyla, yatırımların finansmanında kullanılan bir borcun örtülü sermaye kapsamında olması halinde bu borca ait olan faizlerin yatırımın maliyet bedeline dahil edilmesi, örtülü sermayeye isabet eden faiz giderinin tespitini imkansız kılmamaktadır. Zira muhasebe kayıtlarında söz konusu tutarlar her zaman için rahatlıkla tespit edilebilir.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.