Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak tarafların karşılıklı anlaşma yolu ile iş sözleşmesinin sona ermesini sağlayan ve uygulamada "ikale" olarak adlandırılan uygulamalar, iş güvencesi hükümlerinden sonra yaygınlaşmıştır. 7103 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanununda yapılan düzenlemelerden önce bu konuda özel bir hüküm bulunmamaktaydı. Söz konusu düzenlemeler ile hizmet sözleşmesi sona erdikten sonra; karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımlar ücret sayılan ödemeler arasına dahil edilmiş ve bu tazminatlar ile kıdem tazminatı toplamının ancak yasal kıdem tazminatı tutarına kadar olan kısmı için istisna uygulanacağı hükme bağlanarak, kıdem tazminatı dışındaki tazminat ödemelerine ilişkin istisna bir anlamda kaldırılmıştır. 7103 sayılı Kanunla yapılan düzenlemeler ayrıca bu düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan karşılıklı sonlandırma sözleşmesi veya ikale sözleşmesi kapsamında ödenen tazminatlar, iş kaybı tazminatları, iş sonu tazminatları, iş güvencesi tazminatları gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemeler ve yardımların ücret sayılamayacağını ve bu tazminatların tamamının Gelir Vergisi Kanununun 25'inci maddesinin 1'inci fıkrası kapsamında istisna olduğu yönündeki görüşleri ve bu görüşe uygun olarak verilen yerleşik yargı kararlarını da teyid etmektedir. 7103 sayılı Kanunla konuya ilişkin yapılan düzenlemelerin yürürlüğe girdiği tarihten önce kendisine ikale sözleşmesi kapsamında tazminat ödenen ve bu tazminat üzerinden gelir vergisi kesintisi yapılan kişilerin düzeltme yoluyla stopaj iadesi isteme ve red halinde dava açma hakkı vardır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.