Vergi her dönemde önemli bir finansman kaynağı olup, devlet ve vatandaş ilişkisinde önemli bir yere sahiptir. Devletler, vergi gelirlerini artırma çabası içinde iken, mükelleflerin vergi yükünü azaltma çabaları her zaman bir çatışma konusu olmaktadır. Vergilendirme açısından vergilemede adalet algılaması, devletlerin vergi gelirlerini artırma ya da vergiyi toplamak için aldığı kararlar, yapılan çeşitli yasal düzenlemeler mükelleflerin vergiye uyumunu etkilemektedir. Vergi psikolojisi yani vergiyi algılama biçimi, mükellefler arasında farklı olabilmekte, bu durum ise vergiye karşı farklı mükellef tepkilerine yol açmaktadır (TAŞKIN, 68-69). Maliye disiplininde vergi, psikoloji ve etik kavramlarının birlikte kullanılır hale gelmesi dünyadaki değişim hareketlerinin devlet ve birey arasındaki vergi ilişkisine de çok ciddi bir şekilde yansıdığını göstermektedir. Günümüzde birey ve devlet arasındaki vergi ilişkisi karşılıklı güven, saygı ve sadakate dayalı bir tür psikolojik sözleşme niteliğine kavuşmuş, "vergi verilmez, alınır" şeklindeki ceberut devlet anlayışının yerine vergi politikalarının oluşturulması noktasında vergi yükümlülüklerinin algı, tutum ve davranışlarını dikkate alan bir devlet anlayışı ortaya çıkmıştır (KİTAPCI, 8). Teorik ahlak olarak da nitelendirilen etik, insana ne yapması ya da ne yapmamasını öneren bir dizi değerler bütünüdür. Bu değerler; ödevler, erdemler, ilkeler ve toplumun çıkarlarından oluşmaktadır. Farklı tanımları olmasının yanında, vergi etiği: "kişinin gerçek kazancı üzerinden vergi ödemekle yükümlü olduğunu kendi vicdanında duyması hali" olarak tanımlanmaktadır.
Bu karar için tam metin henüz yüklenmemiş.