Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı, davalı bankanın kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, bankanın kuruluş anasözleşmesinin 58. maddesinde kâr dağıtım usulünün düzenlendiğini, bu maddeye göre hesap dönemi sonunda elde edilen net kârdan yasa gereği indirimler yapıldıktan sonra kalanın %5inin kurucu intifa senedi sahibine verileceği hükmünün yer aldığını, anasözleşmenin resmî mercilerle tescil edildiğini, sözleşmenin tarafı olan banka hissedarlarının sözleşmenin diğer tarafı olan kurucular aleyhine tek taraflı olarak sözleşmede değişiklik yapamayacaklarını, değişiklik...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2018/1836 KARAR NO: 2020/104 KARAR TARİHİ: 06/02/2020 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/03/2018 NUMARASI: 2016/658 -2018/220 E.K DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı, davalı bankanın kurucu intifa senedi sahibi olduğunu, bankanın kuruluş anasözleşmesinin 58. maddesinde kâr dağıtım usulünün düzenlendiğini, bu maddeye göre hesap dönemi sonunda elde edilen net kârdan yasa gereği indirimler yapıldıktan sonra kalanın %5inin kurucu intifa senedi sahibine verileceği hükmünün yer aldığını, anasözleşmenin resmî mercilerle tescil edildiğini, sözleşmenin tarafı olan banka hissedarlarının sözleşmenin diğer tarafı olan kurucular aleyhine tek taraflı olarak sözleşmede değişiklik yapamayacaklarını, değişiklik yaptıkları takdirde TCKnın 204. maddesine göre belgede sahtecilik suçunun oluşacağını, 2016 yılında elde edilen net kâr 406.845.152,15 TL olup davacıya verilmesi gereken kâr payı miktarının 135.267,00 TL olması gerekirken, 200.000 TL ile sınırlanmasına karar verilerek kendisine 15,46 TL kâr payı ödenmesinin kararlaştırıldığını, bu değişikliğin geçersiz olduğunu ileri sürerek 24.03.2016 tarihli genel kurulda alınan ve muhalif kaldığı kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının 2007 yılından bugüne kadar müvekkili bankanın genel kurul kararlarından kurucu hisse kâr payı dağıtımına ilişkin maddelerinin iptalinin yanısıra hisse kâr payı alacağının eksik ödendiği iddiasıyla açtığı davaların retle sonuçlanarak temyiz incelemesinden geçtiğini, davacının davasında haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davaya konu olan 24/03/2016 tarihli genel kurul toplantısında kâr payı dağıtımına ilişkin alınan kararın 27/05/1992 tarihinde yapılan ve o tarihte yürürlükte bulunan TTK'nın 388. maddesine dayalı ana sözleşme değişikliği dayanak alınarak yapıldığı, 27/05/1992 tarihli genel kurul kararına karşı açılan davaların red ile sonuçlanarak yargı denetiminden geçerek kesinleştiği, ana sözleşmede yapılan değişiklik ile sermaye artırımına katılmayan kurucu hisselere ödenen kâr payının 200.000,00 TL olarak sınırlandırılmasında butlanı gerektirecek bir aykırılığın bulunmadığı, 25 yılı aşkın süre önce yapılan ana sözleşme değişikliğinin ilk ana sözleşmeye aykırılığı yolundaki iddianın bu davada ileri sürülemeyeceği, bu nedenle anılan genel kurul toplantısında alınan kâr payı dağıtımına...