Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı şirketin, proje sahibi olarak 2010 ve 2016 yılları arasında davalı şirket ile yapılan sözleşmeler kapsamında bir kısmı da sözleşmesiz işler olmak üzere davalı şirketlerden hizmet aldığı, davalı şirketin düzenlemiş olduğu faturalar karşılığında hak ediş niteliğinde olmak üzere ödemeler yapıldığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı itibariyle sonlandırıldığını; davacı şirketin iç denetimi için bir YMM vasıtası ile inceleme yaptırılmış olduğu, davacı şirkete ait kayıtlarda bir kısım mükerrer kayıtların, onaysız ödemelerin, mahsubu gereken avansların, mükerrer faturalanan KDV...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2019/1902 KARAR NO : 2020/52 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 16/07/2019 NUMARASI: 2018/378 Esas, 2019/816 Karar, DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 15/01/2020 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili, davacı şirketin, proje sahibi olarak 2010 ve 2016 yılları arasında davalı şirket ile yapılan sözleşmeler kapsamında bir kısmı da sözleşmesiz işler olmak üzere davalı şirketlerden hizmet aldığı, davalı şirketin düzenlemiş olduğu faturalar karşılığında hak ediş niteliğinde olmak üzere ödemeler yapıldığı ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılı itibariyle sonlandırıldığını; davacı şirketin iç denetimi için bir YMM vasıtası ile inceleme yaptırılmış olduğu, davacı şirkete ait kayıtlarda bir kısım mükerrer kayıtların, onaysız ödemelerin, mahsubu gereken avansların, mükerrer faturalanan KDV ile proje sahibine yansıtılması gerekirken yansıtılmayan fatura indirimlerinin, belgesiz harcamaların, proje sahibine ait olan harcamaların, proje sahibine yansıtılmayan stopajların, otel projeleri için yapılan harcamaların, yüklenici firma tarafından ödenmesi gerekirken ödenmeyen harcamaların davacı şirketten tahsil edildiği ve bu tutarlar kadar davacı şirketi zarara uğrattığının ortaya çıktığını; davalı şirkete hiçbir belgesi olmadığı halde zuhulen ödemesi yapılan meblağların miktarının yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağı belirtilerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında yapılan 22.09.2016 tarihli Tahkim Yargılaması Hakem Kararı sonrasında 12.10.2016 tarihli Sulh Protokolü imzalanarak İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/1556 Esas sayısına kayıtlı olduğunu, hakem kararına karşı itiraz olmadığı ve kararın kesinleştiğini, kesinleşmiş hakem kararı olan bir konuda açılan davanın reddi gerektiğini, tahkim itirazında bulunduklarını, derdestlik ve kesin hüküm itirazlarının kabulü gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, eksik harcın tamamlanması gerektiğini belirterek açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, taraflar arasında ihtilaf bulunması halinde hakeme gidileceği hususunda tahkim sözleşmesi yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli bulunduğu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, taraflar arasındaki dava konusu ihtilafın anılan sözleşmeye dahil olduğu ve hakemde görülmesi gerektiği, dava konusu uyuşmazlığı da kapsar şekilde tahkim yargılamasının devam ettiği, hakemce verilen kararın henüz kesinleşmediği, derdest olduğu gerekçesiyle, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi...