26.6.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan bu Amayasa Mahkemesi Kararı ile; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda değişiklik yapılmıştır.
“ Dairemiz, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'la değişik 45. maddesinin 6. fıkrasının "Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." şeklindeki 1. cümlesinin "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." hükmünü havi olan "Hak arama hürriyeti" kenar başlıklı Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasına aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi gerektiği kanaatindedir. Ancak, aşağıda açıklanacağı üzere, Dairemizdeki kanaat, bu cümlenin her halde Anayasa'ya aykırı olduğu yönünde değildir. Dairemizin kanaati, bu cümlenin istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabul edilip, istinaf konusu ilk derece mahkemesi kararlarının kısmen veya tümden kaldırılıp davanın kısmen veya tümden ilk derece mahkemesinin istinaf edilen kararındaki sonuçtan başka bir sonuçla karara bağlanması halinde bu cümlenin Anayasa'ya aykırılık oluşturacağı yönündedir. Şöyle ki: 2577 sayılı Kanun'un halen yürürlükte olan haline göre, ilk derece idari yargı mahkemelerince verilen kararlardan kesin olmayanların kanun yolu incelemeleri kural olarak önce bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi yapılmak suretiyle olmaktadır. Yani, kural olarak, kesin olmayan her ilk derece yargı mercii kararı bölge idare mahkemelerinin istinaf incelemesinden geçmektedir. 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayma yoluyla belirtilen davalarda bölge idare mahkemelerince verilen kararlar hakkında ise Danıştay'a temyiz yoluna başvuru imkanı bulunmakta olup, o davalarda Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunulması halinde, Danıştay'ın bölge idare mahkemesi kararlarını onaması durumunda yargılama nihayete ermekte; Danıştay'ın bölge idare mahkemesi kararlarını bozması durumunda ise yargılama nihayete ermemekte, dosya ilgili bölge idare mahkemesine dönmekte, bölge idare mahkemesinin ısrar etme veya bozmaya uyma yetkisi bulunmakta, ısrar halinde davanın Danıştay'ın ilgili Daireler Kuruluna intikali mümkün olabilmektedir. Ancak 2577 sayılı Kanunun 46. maddesinin düzenlediği temyiz usulü istisnai olup, yukarıda da belertildiği üzere 2577 sayılı Kanunun mevcut halinin genel kuralı bölge idare mahkemelerince yapılan istinaf incelemelerinin nihai kanun yolu olmasıdır. Fakat, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde sayma yoluyla belirtilen davalar haricindeki davalarda bölge idare mahkemelerince verilen istinaf kararları yargılamayı nihayete erdiren kesin kararlar olmaktadır. Bu, gerek ilk derece mahkemeleri kararlarının uygun bulunması yönündeki istinaf başvurusunun reddine dair kararlarda, gerekse ilk derece mahkemeleri kararlarının kısmen veya tümden uygun bulunmaması ve istinaf başvurularının kısmen veya tümden kabul edilip ilk derece mahkemeleri kararlarının kısmen veya tümden kaldırılıp davanın kısmen veya tümden ilk derece mahkemesinin istinaf edilen karındaki sonuçtan başka bir sonuçla karara bağlayan istinaf kararlarında da böyl...