16.5.2024 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 7/3/2024 Tarihli ve E:2023/137, K: 2024/68 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“Anayasa'nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan hükme göre, kamu hizmetlerini yürüten memurlar ve diğer kamu görevlilerinin; nitelikleri, atanmaları, sahip olacağı haklar ve yükümlülükler gibi kamu personel rejimine ilişkin temel ilke ve esasların yasayla düzenlenmesi Anayasal bir zorunluluktur. Yasama organı, belirtilen konularda, temel ilke ve esasları koyup, konunun çerçevesini çizdikten sonra, sınırlı ve belirli konuları, ölçütlerini belirlemek suretiyle idarenin düzenlemesine bırakabilir. Yasa koyucu bu belirlemeyi yaparken, anayasal ilkelere uygun hareket etmelidir. Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği gibi, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti; eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık, yasaların üstünde yasa koyucunun da uyması gereken Anayasa ve temel hukuk ilkelerinin bulunduğu bilincinde olan devlettir. Hukuk devletinin temel ilkelerinden birisi de “belirlilik”tir. Hukuk devletinde kişiler ve idare için kanuni düzenlemelerin açık, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, kamu otoritelerinin keyfî işlemlerine karşı koruyucu önlemler içermesi gerekliliği hukuki güvenliği de sağlayacaktır. Bu ilke hukuk normlarının öngörülebilir olması ile birlikte hem bireylerin eylem ve işlemlerinde devlete güven duymalarını hem de devletin kanuni düzenlemelerinde söz konusu güven duygusunu zedelemekten kaçınmasını gerektirir. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin "Başlangıç"ta belirtilen temel ilkelere dayanan bir Devlet olduğu vurgulanmış, 176. maddesi ile Anayasa metni içinde olduğu açıklanan "Başlangıç" bölümünde ise, güçler ayrılığı ilkesine yer verilmiştir. Bu ilke gereği yasama, yürütme ve yargı, bu yetkileri kullanacak organlar olarak belirlenmiş; Anayasa'nın 7. maddesinde; yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisince kullanılacağı ve devredilemeyeceği kurala bağlanmıştır. Bu kural karşısında; Anayasa'da, yasayla düzenlenmesi öngörülen konularda yürütme organına genel ve sınırları belirsiz bir düzenleme yetkisinin verilmesi olanaklı değildir. Yürütmenin düzenleme yetkisi; sınırlı, tamamlayıcı ve bağımlı bir yetkidir. Bu nedenle, Anayasa'da öngörülen ayrık durumlar dışında, yasalarla düzenlenmemiş bir alanda, yasa ile yürütmeye genel nitelikte kural koyma yetkisi verilemeyeceği açıktır. 657 sayılı Kanun'un Ek 41. maddesinin beşinci fıkrasında; uzman yardımcılarının (yukarıda belirtilen atıf maddeleri uyarınca iş müfettişi yardımcılarının), "en az üç yıl çalışmak" koşuluyla yeterlik sınavına girmeye hak kazanacakları düzenlenmiş olmakla birlikte, bu çalışma şartına ilişkin azami sürenin belirlenmediği görülmektedir. Bir yasa kuralı, bir konuda asgari süreyi belirlerken, azami süreyi de belirlemelidir. Aksi halde, meydana gelecek yasal boşluk idari düzenlem...