Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1) 374 sayılı ilamın 1. maddesi ile Gümüşlük Belediyesinin işçi personeline yapılan ilave tediye ödemelerinden Sosyal Sigorta ve İşsizlik Sigortası primleri kesintisinin yapılmaması nedeniyle 9.978,91 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu ödemelerin 04.07.1956 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6772 Sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükmü uyarınca yapıldığını, ödemelerden sigorta primleri kesilmeyeceği, borç için haczedilemeyeceğinin 4 üncü maddede hüküm altına alındığını, Ancak, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunun 80 nci maddesi "diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu kanun uygulanmasında dikkate alınmaz" hükmünü içerdiğini, Buradaki sorunun aynı kuvvetteki (statüdeki) iki ayrı hukuk normunda (kanunda) aynı konuya...
TEMYİZ KURULU KARARI Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1) 374 sayılı ilamın 1. maddesi ile Gümüşlük Belediyesinin işçi personeline yapılan ilave tediye ödemelerinden Sosyal Sigorta ve İşsizlik Sigortası primleri kesintisinin yapılmaması nedeniyle 9.978,91 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; söz konusu ödemelerin 04.07.1956 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 6772 Sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi hükmü uyarınca yapıldığını, ödemelerden sigorta primleri kesilmeyeceği, borç için haczedilemeyeceğinin 4 üncü maddede hüküm altına alındığını, Ancak, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı kanunun 80 nci maddesi "diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu kanun uygulanmasında dikkate alınmaz" hükmünü içerdiğini, Buradaki sorunun aynı kuvvetteki (statüdeki) iki ayrı hukuk normunda (kanunda) aynı konuya ilişkin farklı düzenlemelerin bulunmasından kaynaklandığını, 5510 sayılı Kanun’un 6772 sayılı Kanun’a göre daha genel bir kanun olduğunu, iki kanunun aynı konudaki hükümlerinin çelişmesi halinde özel kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu açıdan bakınca hukuki normlar hiyerarşisine göre, somut olayda 6772 sayılı kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dolayısıyla ilave tediyelerden prim kesilmemesi uygulamasının doğru olduğunu, Olaya bir de hukuki normlar hiyerarşisinin önceki kanun sonraki kanun uygulaması açısından bakılırsa; olayda, hükmünün uygulanması gerektiği görüşüyle sorguya konu edilen genel kanunun daha sonra usulünce yürürlüğe girdiğini, kanun koyucunun 6772 sayılı kanunun istisna hükmünü kaldırmayarak iradesinin yukarıda söz edilen ödemelerden prim kesilmemesi şeklinde tecelli ettiğinin kabul edilmesi gerektiğini, Çünkü sonraki genel kanun durumunda olan 5510 sayılı kanunun 80 inci maddesine ve diğer hükümlerine bakıldığında; mükellefiyetler ile istisna ve muafiyetler konusunda çok ayrıntılı hükümlerin yer aldığını, bu ayrıntılı düzenlemelerin kanunda sadece bu konularla da sınırlı olamayıp her konu ve olaya ilişkin olduğunu, Bu kadar ayrıntılı düzenlemelere yer verip hüküm altına alan kanun koyucunun özel kanun olan 6772 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan istisna hükmünü de, açıkça zikrederek yürürlükten kaldırırdı şeklinde bir yorum sonucuna varmak gerektiğini, 5510 sayılı Kanunun, 'Yürürlükten kaldırılan hükümler' başlıklı 106 inci maddesiyle çeşitli tarihleri taşıyan tam 32 kanun ve kanun hükmünde kararnamede yaklaşık 247 maddede ya değişiklik yaptığını ya da yürürlükten kaldırdığını ve istisnalar ile muafiyet konularında düzenlemeler yaptığını, Kanun koyucunun 6772 sayılı kanunun 4 üncü maddesindeki istisna hükmünü değiştirmemesi/kaldırmamasının iradi bir sonuç olduğunu, Özetle, kanun koyucunun bu kadar ayrıntılı hükümlere yer verdiği 5510 sayılı genel kanunda istemiş olsaydı başka kanunlarda yaptığı gibi adını anarak ve açıkça hüküm koyarak 6772 sayılı özel kanundaki istisnayı yürürlükten kaldırabileceğini, bö...