Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1128 sayılı İlamın 1. maddesi ile 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan kurum avukatlarına ödenen vekalet ücreti hesabında yıllık tutar sınırlamasının dikkate alınmadığı gerekçesiyle 76.145,98 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. İlam hükmüne karşı ilgili dilekçi gönderdiği temyiz dilekçesinde özetle; tazmin hükmünün Avukatlık Kanununa ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, Avukatlık Kanunun 164’üncü maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilmesinden sonra, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu konusunda tereddüt kalmadığını, bu durumda Avukatlık Kanununun 164/son maddesi ile 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesinin bir arada uygulanmasının mümkün olmadığını, iki Kanunun çelişik hükümler içerdiğini, karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin hiçbir limit ve...
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1128 sayılı İlamın 1. maddesi ile 657 sayılı Kanuna tabi olarak çalışan kurum avukatlarına ödenen vekalet ücreti hesabında yıllık tutar sınırlamasının dikkate alınmadığı gerekçesiyle 76.145,98 YTL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. İlam hükmüne karşı ilgili dilekçi gönderdiği temyiz dilekçesinde özetle; tazmin hükmünün Avukatlık Kanununa ve hukuk kurallarına aykırı olduğunu, Avukatlık Kanunun 164’üncü maddesinin 4667 sayılı Kanunla değiştirilmesinden sonra, tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olduğu konusunda tereddüt kalmadığını, bu durumda Avukatlık Kanununun 164/son maddesi ile 657 sayılı Kanunun 146/3 maddesinin bir arada uygulanmasının mümkün olmadığını, iki Kanunun çelişik hükümler içerdiğini, karşı taraftan tahsil edilen vekalet ücretinin hiçbir limit ve sınırlama uygulanmaksızın kurumlarda sürekli olarak görev yapan avukatlara eşit olarak dağıtılması gerektiğini, Avukatlık Kanununun özel hüküm getirdiğini, 657 sayılı Kanunun genel hüküm içerdiğini, dolayısıyla Avukatlık Kanununun öncelikle uygulanması gerektiğini ve 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesine göre kamu zararı oluşmadığını beyan ederek hükmün kaldırılmasını talep etmiştir. Bu itiraz üzerine Temyiz Kurulu, 10.07.2012 tarih ve 35407 tutanak sayılı kararında (19473 sayılı İlamında) açıklanan gerekçelerle dilekçi iddialarının reddi ile tazmin hükmünün tasdikine karar vermiştir. Bu defa, dilekçi karar düzeltilmesi kanun yoluna başvurarak buna ilişkin gönderdiği dilekçede; daha önce temyiz dilekçesinde ileri sürülen tüm hususları aynen tekrar ettikten sonra, temyiz dilekçesinden farklı olarak özetle; 17.01.2013 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan Serbest Avukatlardan Hizmet Satın Alınmasına İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri incelendiğinde, kamu kurumları lehine hüküm altına alınacak ve karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağının hüküm altına alındığını, dolayısıyla bu Yönetmeliğin dahi, kamu kurumlarının avukatları tarafından yürütülen davalarda, karşı tarafa yüklenen vekalet ücretinin avukata ait olduğunu açık bir şekilde ortaya koyduğunu ve tereddütleri ortadan kaldırdığını, aksi düşüncenin kanun önünde eşitlik ilkesiyle bağdaşmayacağını, kamu avukatlarının kadrolarına istinaden idareden maaş aldıkları gerekçesiyle, karşı tarafa yüklenen avukatlık ücretine hak kazanamayacaklarına ilişkin görüşe katılmanın hukuken mümkün olmadığını, kamu avukatlarının idarelerde aynı zamanda avukatlık temsil görevinin dışında, çok çeşitli görevler yürütmekte olduklarını, idare tarafından oluşturulan idari kurullarda ve komisyonlarda görev aldıkları gibi, aynı zamanda idari ve mali konularda, hukuki danışmanlık görevlerini de yerine getirmekte olduklarını, yani kamu avukatlarının kadroları karşılığında almış bulundukları maaşlarının karşılığını, yargılama görevi dışında üstlenmiş bulundukları görevleriyle çok fazlasıyla ifa etmekte oldukların...