Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1) 597 sayılı ilamın 11. maddesi ile Sakarya-Adapazarı İlçe Özel İdaresi tarafından Adapazarı Kaymakamına ödenen özel idare ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 1.177,53 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; Anayasamıza göre, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin İdari Yargı Mercii olduğundan, İçişleri Bakanlığı'nın 2 (iki) idari işleminin iptali anlamına gelen veya aynı sonucu doğuran Sayıştay 3. Daire kararında yetki aşımı söz konusu olduğunu, şöyle ki: a) Uygulama ve Öğreti'deki tanımlamaya göre, idari işlemlerin, İdare tarafından tek yanlı irade açıklaması ile tesis edilen, başka bir makamın onayına gerek kalmadan ilgililerin hukuki durumlarında değişiklik yapabilen işlemler olup; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat...
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü; 1) 597 sayılı ilamın 11. maddesi ile Sakarya-Adapazarı İlçe Özel İdaresi tarafından Adapazarı Kaymakamına ödenen özel idare ödeneklerinden gelir vergisi kesintisi yapılmaması nedeniyle 1.177,53 TL’ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; Anayasamıza göre, idari işlemlerle ilgili uyuşmazlıkların çözüm yerinin İdari Yargı Mercii olduğundan, İçişleri Bakanlığı'nın 2 (iki) idari işleminin iptali anlamına gelen veya aynı sonucu doğuran Sayıştay 3. Daire kararında yetki aşımı söz konusu olduğunu, şöyle ki: a) Uygulama ve Öğreti'deki tanımlamaya göre, idari işlemlerin, İdare tarafından tek yanlı irade açıklaması ile tesis edilen, başka bir makamın onayına gerek kalmadan ilgililerin hukuki durumlarında değişiklik yapabilen işlemler olup; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptal davası açılabildiğini, "İdari işlemlerde doğruluk karinesi bulunduğundan, aksi yetkili merci veya makamlarca saptandığı tarihe kadar doğru kabul edilen bir işlemin doğurduğu sonuçların da doğru olması gerektiğini, Bu kuralın aksini düşünmenin idarede ve toplum yaşantısında kargaşayı ve anarşiyi davet demek olduğunu, b) Yukarıda tarifi yapılan idari işlem örneklerinden biri olan İçişleri Bakanlığı'nın 20.12.2006 tarih ve 14914 sayılı emirleri ile diğer bir idari işlem örneği olan 02.07.2007 tarih ve 2007/70 sayılı Genelgesinin, aksi yetkili merci veya makamlarca saptandığı tarihe kadar doğru kabul edilen idari işlemler olduğunu, "Bunlar idari işlem değildir" savında bulunulursa, "öyleyse nedir?" sorusuna cevap verilmek zorunda olunduğunu, bu iki idari işlemin kanunlara aykırı olduğunu tespit eden herhangi bir makamın (ki Sayıştay, bunların Gelir Vergisi Kanunu ve Devlet Memurları Kanununa aykırı olduğunu öne sürdüğü için bu konumdadır), bu idari işlemleri kendiliğinden iptal edemeyeceğini veya yok sayamayacağını, Çünkü idari işlemleri ancak o işlemi yapan idari makamın geri alabileceğini veya ancak idari yargı merciinin iptal edebileceğini, kaldı ki, gerek Sayıştay ve gerekse idari yargı mevzuatında "parasal konulara ilişkin idari işlemlerin bir istisna teşkil ettiği ve bunların idari yargıda değil Sayıştay'da iptal edileceği" yolunda bir hüküm de bulunmadığını, Denetçi raporlarında ve Sayıştay 3. Daire kararında bu iki idari işlemin iptali konusuna hiç girilmemiş olmasının, "idari işlem statüsü"nü ve o işlemlerin ne şekilde yürürlükten kaldırılacağı prosedürünü değiştirmeyeceğini, bir yüksek mahkeme olan Sayıştay Temyiz Kurulu'ndan beklenenin; acul davranan, yürürlükteki idari işlemlerin iptali meselesini bir mesele-i müstehire olarak ele almayan 3. Daire kararını kaldırarak, İçişleri Bakanlığının hatalı(!) emir ve genelgesini kendiliğinden yürürlükten kaldırdığı veya bu emir ve genelgenin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı idari yargı tarafından iptal edil...