Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: 1063 sayılı ilamın 2. maddesiyle Sağlık İşleri Müdürlüğü görevini yürüten Nurdan Çakıcı Köşedar’a memuriyet aylığının yanı sıra işyeri hekimliği ücreti ödendiği gerekçesiyle 9.060,12 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; 12.07.2006 tarihinde 5538 sayılı Kanun'la, 81. maddeye yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra kimi kamu kurum ve kuruluşlarının bu fıkrayı, kurum hekimlerine işyeri hekimliği görevinin de ayrıca ücret ödenmeksizin gördürülebileceği şeklinde yorumlandığı öğrenilmiştir. Nitekim "İş Kanunu 'nun 81. maddesinin son fıkrası gereği, ödenmiş bulunan ücretlerin" geri istenmesi de bu yanlış yorum çerçevesinde değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, 81. madde düzenlemesinin bu şekilde yorumlanması; işyeri hekimliği hizmetinin önemi ve niteliğini göz...
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: 1063 sayılı ilamın 2. maddesiyle Sağlık İşleri Müdürlüğü görevini yürüten Nurdan Çakıcı Köşedar’a memuriyet aylığının yanı sıra işyeri hekimliği ücreti ödendiği gerekçesiyle 9.060,12 TL.ye tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle; 12.07.2006 tarihinde 5538 sayılı Kanun'la, 81. maddeye yeni bir fıkra eklenmiştir. Bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden sonra kimi kamu kurum ve kuruluşlarının bu fıkrayı, kurum hekimlerine işyeri hekimliği görevinin de ayrıca ücret ödenmeksizin gördürülebileceği şeklinde yorumlandığı öğrenilmiştir. Nitekim "İş Kanunu 'nun 81. maddesinin son fıkrası gereği, ödenmiş bulunan ücretlerin" geri istenmesi de bu yanlış yorum çerçevesinde değerlendirilmelidir. Belirtmek gerekir ki, 81. madde düzenlemesinin bu şekilde yorumlanması; işyeri hekimliği hizmetinin önemi ve niteliğini göz ardı etmek, özellikle Belediyeler, İl Özel İdareleri, İSKİ vs. gibi kurumlarda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında çalışan hekimlere büyük bir iş yükü getirilmek ve Anayasa ile güvence alınan temel hakları ihlal etmek anlamına gelmektedir. Öte yandan İş Kanunu'nun 81. maddesi gerekçe gösterilerek işyeri hekimliği görevinin halen bu görevi sürdüren-sürdürmeyen kurum bünyesindeki hekimlere ücretsiz olarak gördürülmek istenmesi/gördürülmesi ve bu nedenle işyeri hekimliği sözleşmelerinin feshedilmesi de hukuka aykırıdır. Sözleşme gereği, fiilen çalışmam karşılığında tarafıma ödenmesi hukuka uygun olan ücretlerin geri istenmesi de, bu hatalı yorumun bir sonucudur. Zira; a. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesine göre, bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye "işçi", işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara "işveren", işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye "iş ilişkisi" denileceği belirtilmiştir. Belirtilen yasal tanımlara göre, işçi sayılmanın esaslı unsurlarından birisi, "iş sözleşmesine dayalı çalışma" diğeri ise "ücret karşılığı çalışmadır". Keza Borçlar Kanunu'nun 313. maddesinde hizmet akdinin tanımı, "hizmet akdi öyle bir mukaveledir ki onunla işçi muayyen ve gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi de ona bir ücret vermeyi taahhüt eder" şeklindedir. Görüldüğü gibi işyeri hekimleri, İş Kanunu'na tabi olarak; iş sözleşmesiyle ve bir ücret karşılığında, işyeri sağlık biriminde görev yaparlar. Dolayısıyla hekim, mesleksel statüsü olan bir işçidir. Ücretlerinin miktarı ve ödeme biçimi ise sözleşmelerinde gösterilir. b. Kamu kurumlarında çalışan hekimlerin de, işyeri hekimliği mevzuatının aradığı şartları taşıması halinde aynı kurumda veya başka bir kurumda işyeri hekimliği yapmalarının önünde yasal bir engel bulunmamaktadır. Ancak bu görevler niteliği itibarıyla birbirinden farklı olduğu, iki ayrı iş olduğu için ayrı ayrı ücretlendirilmektedir. Zira hekimin yerine getirdiği hizmet 657 sayılı Kanun anlamında hizmetin bir gereği olmadığı gibi, işyeri hekimliği ile 657 sayılı yasaya ta...