Duruşma talebinde bulunan dilekçi Mustafa AKKAYA ile Sayıştay Savcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: 1-639 sayılı ilamın 1. maddesiyle, 14 kalem tıbbi sarf malzemesi alımında iki kalem malzeme vermeyi üstlenen yüklenicinin mal teslimini şartname öngörülen süreler içerisinde yerine getirmediği halde gecikme cezasının hatalı hesaplanarak eksik ceza tahsil edilmesi sonucu 9.873.860.000-liraya tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle, firma hakkında takibat başlatılmış olmakla birlikte Borçlar Kanunu hükümleri ve Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatları dikkate alındığında yapılan uygulamanın doğru olduğunu, farklı bir uygulama yapılsaydı idarenin açılacak davalar sonunda ödenecek faiz, yargılama ve vekalet ücretleri nedeniyle zarara uğrayacağını, cezai şarta ilişkin hükümler Borçlar...
Duruşma talebinde bulunan dilekçi Mustafa AKKAYA ile Sayıştay Savcı Vekilinin sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra gereği görüşüldü: 1-639 sayılı ilamın 1. maddesiyle, 14 kalem tıbbi sarf malzemesi alımında iki kalem malzeme vermeyi üstlenen yüklenicinin mal teslimini şartname öngörülen süreler içerisinde yerine getirmediği halde gecikme cezasının hatalı hesaplanarak eksik ceza tahsil edilmesi sonucu 9.873.860.000-liraya tazmin hükmü verilmiştir. Dilekçi dilekçesinde özetle, firma hakkında takibat başlatılmış olmakla birlikte Borçlar Kanunu hükümleri ve Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatları dikkate alındığında yapılan uygulamanın doğru olduğunu, farklı bir uygulama yapılsaydı idarenin açılacak davalar sonunda ödenecek faiz, yargılama ve vekalet ücretleri nedeniyle zarara uğrayacağını, cezai şarta ilişkin hükümler Borçlar Kanununun 158-161nci maddeleri arasında düzenlendiğini, üstlenicinin edimini öngörülen tarihte ifa etmemesi üzerine firmaya ihtarname çekilerek 25.01.2006 tarihinde edimin ifası istendiğini, dolayısıyla bu ihtarnameyle idare BK 158/1 maddesi kapsamında edimin ifasından vazgeçerek cezai şartı istemediğini, bir başka ifadeyle idare alternatif yetkilerinden biri olan sözleşmenin yerine getirilmesi yönünde iradesini beyan ettiğini, Borçlar Kanununun 158/2 maddesi kapsamında cezai koşul uygulanabilmesi için bir borçlunun temerrüde düşürülmesi ( ki bu ihtarname ile yapılmıştır), kısmi ifanın kabul edilmesi, daha sonra da varsa ifa edilmeyen edim tutan üzerinden ceza şartın uygulanmasını gerektiğini, Cezai şart uygulamasında yukarıdaki somut hukuki dayanakların ötesinde firmanın yargısal yollara başvurması halinde hiçbir surette cezai şart uygulanamayacak olmasının yanında borçlar kanununun 168. maddesinin son fıkrasındaki hakimin fahiş gördüğü cezaları tenkis ile mükellef olduğu yönündeki hükmünde etkili olduğunu, ilamdaki hesaplama biçimiyle ceza hesaplanması halinde kesilecek ceza tutarının 14.182.500.000-TL olduğunu, bunun da yaklaşık sözleşme tutarının % 50 sine tekabül ettiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları karşısında kuvvetle muhtemeldir ki bunun tenkis edileceğini, belirterek tazmin hükmünün bozularak kaldırılmasını talep etmektedir. Şartnamenin 11. maddesinde “Müteahhit işi süresinde bitirmediği teslim etmediği takdirde geçen her gün için %0,5 oranında ceza kesilecektir. Ancak Bu gecikme 10 işgününü geçerse şartnamenin 23. maddesi hükümleri uygulanır.” denilmiştir. Aynı şartnamenin 23. maddesinde “sözleşme yapıldıktan sonra müteahhidin taahhüdünden vazgeçmesi veya taahhüdünü şartname hükümlerine uygun olarak getirilmemesi üzerinde idarenin en az 10 gün süreli ihtarına rağmen aynı durumun devam etmesi halinde ayrıca protesto çekmeye ve hüküm almağa gerek kalmaksızın kesin teminatı gelir kaydedilir, sözleşme fesh edilir, hesabı genel hükümlere göre tasfiye edilir. Ayrıca 2886 sayılı kanunun 84. maddesi uygulanır. Gelir kaydedilen kesin teminat müteahhidin borcun...