Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2010 tarihli ve 2009/132 Esas, 2010/105 Karar sayılı kararının temyiz edilmeden 03.11.2020 tarihinde kesinleştiği ancak sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın dosyadaki bilinen adresine yapılan tebligatın tanınmadığından iade edilmesi...
2. Ceza Dairesi 2024/14072 E. , 2025/6792 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2009/1094 E., 2010/651 K. SUÇ : Mala zarar verme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310. maddesi uyarınca temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Amasya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.09.2010 tarihli ve 2009/132 Esas, 2010/105 Karar sayılı kararının temyiz edilmeden 03.11.2020 tarihinde kesinleştiği ancak sanığın yokluğunda verilen kararın, sanığın dosyadaki bilinen adresine yapılan tebligatın tanınmadığından iade edilmesi üzerine, aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapıldığı, daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılması şartını sağlamadan Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu, 03.11.2010 tarihli kesinleşme işleminin geçerli olmadığı, gerekçeli kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle sanığın 24.07.2023 tarihli kanun yararına bozma talebinin temyiz istemi olarak kabul edilerek yapılan incelemede; Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.