KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2025 tarihli ve KYB-2025/60667 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesi ile 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile eklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dava zamanaşımı bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, 6545 sayılı değişikliği ile anılan...
2. Ceza Dairesi 2025/7529 E. , 2025/11980 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/865 E., 2022/160 K. SUÇ : Hırsızlık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.05.2025 tarihli ve KYB-2025/60667 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın eyleminin, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesi ile 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile eklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h maddesinde düzenlenen suçları oluşturduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Kanun'un 9. maddeleri uyarınca yapılan değerlendirmede, dava zamanaşımı bakımından, 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b maddesindeki hırsızlık suçu için öngörülen cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, 6545 sayılı değişikliği ile anılan Kanun'un 142/2-h maddesine göre belirlenen 15 yıllık dava zamanaşımından daha lehe olduğu belirlenerek yapılan incelemede; Sanığın eylemine uyan nitelikli hırsızlık suçunun 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi olduğu, somut olayda suç tarihinin 05/10/2009 olduğu, sanığın sorgusunun 13/11/2009 tarihinde yapılarak zamanaşımı süresinin kesildiği, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin sorgu tarihinden itibaren yeniden işlemeye başladığı, bu tarihten sonra dava zamaşımı süresini kesen başkaca bir işlemin bulunmadığı, sanık hakkında verilen 08/12/2009 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 05/01/2010 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 11/05/2013 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 05/01/2010 ile 11/05/2013 tarihleri arasında (3 yıl 4 ay 6 gün süre ile) dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen ikinci suç tarihi olan 11/05/2013 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, sanığın sorgusunun yapıldığı 13/11/2009 tarihi ile hükmün açıklandığı 16/02/2022 tarihine kadar geçen 12 yıl 3 ay 3 günlük süreden dava zamanaşımı süresinin durduğu 3 yıl 4 ay 6 günlük süre mahsup edildikten sonra 8 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin dolduğu nazara alınarak davanın düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Suç tarihinde, şikâyetçinin kapıları kilitli otomobilinin bagaj kapağının kilidinin zorlanması suretiyle açılarak otomobile girildikten sonra araç içinde bulunan 2 adet oto hoparlörü ile 1 adet ses güçlendirici cihazın gece vakti çalınması şeklinde gerçekleşen olayda; hükümlünün eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143. maddelerinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun...