Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- da ortaklarından biri olduğu davalı şirket -------- Şti'nin 14.01.2005 tarihi itibariyle kurulmuş olup halen ticari faaliyetlerine devam ettiğini, işbu davalı şirket gelinen aşamada aşağıda detaylıca açıklayacağımız üzere usulüne uygun olarak yönetilememekte, ortaklar kanun ve şirket ana sözleşmesinden kaynaklanan edim yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etmekte, yönetim tarafından alınan kötü niyetli ve usulsüz kararlar neticesinde şirket bilerek ve isteyerek zarara uğratıldığını, Zira şirkette çoğunluk pay sahibi olan hissedarın hem yönetim kurulu başkanı hem de usulsüz olarak elde ettiği münferit imza yetkilisi olması neticesinde şirketteki denetim...
T.C. İstanbul Anadolu 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/208 Esas KARAR NO: 2024/441 DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ: 05/03/2024 KARAR TARİHİ: 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA, SAVUNMA ve DOSYA KAPSAMI:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili -------- da ortaklarından biri olduğu davalı şirket -------- Şti'nin 14.01.2005 tarihi itibariyle kurulmuş olup halen ticari faaliyetlerine devam ettiğini, işbu davalı şirket gelinen aşamada aşağıda detaylıca açıklayacağımız üzere usulüne uygun olarak yönetilememekte, ortaklar kanun ve şirket ana sözleşmesinden kaynaklanan edim yükümlülüklerini yerine getirmekten imtina etmekte, yönetim tarafından alınan kötü niyetli ve usulsüz kararlar neticesinde şirket bilerek ve isteyerek zarara uğratıldığını, Zira şirkette çoğunluk pay sahibi olan hissedarın hem yönetim kurulu başkanı hem de usulsüz olarak elde ettiği münferit imza yetkilisi olması neticesinde şirketteki denetim mekanizması elverişliliğini yitirdiğini, süreç sonunda iyi yönetilemeyen şirket yüksek meblağlarda borçlandırıldığını, başta şirket yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına katılma, oy kullanma, kar payı alma, bilgi edinme ve inceleme başta olmak üzere tüm ortaklık hakları kısıtlanan müvekkili ise ne yazık ki şirketin iç işleyişi ve yürütülen bu usulsüz faaliyetlerden uzun bir süre haberdar olamadığını, gelinen aşama itibariyle şeffaflığını yitirdiğini, bulunan işbu davalı şirket nezdinde halen bilfiil devam eden hukuka aykırı iş ve işlemler sebebiyle müvekkilinin daha fazla hak kaybı yaşamaması ve şirketin usulüne uygun olarak şeffafça temsil edilebilmesi adına bu hususta ivedilikle kayyım atanması talebi olduğunu belirterek öncelikle davalı şirket faaliyetlerinin verimli bir şekilde yürütülmesi ve yönetim ile temsili için tedbiren yönetim kayyımı atanmasını, bu kabul görmez ise tedbiren denetim kayyımı atanmasını, şirket hesaplarına tedbir konulmasını, şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının ihtiyati tedbir talebinin maddi gerçeklere aykırı, haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini, davanın esasına ilişkin olarak ise davacının şirkette mevcut ortaklık payının başlangıçtan itibaren hiç değişmediğini, şirketin kötü yönetim sebebiyle zarar ettiği iddiasının doğru olmadığını, bunun defter ve bilanço incelendiğinde anlaşılacağını, davacının bugüne dek istemiş olduğu tüm bilgi, evrak ve belgeleri aldığını, resmi yollardan gerek kendisine gerekse avukatına gönderildiğini, müvekkili şirketin usulüne uygun olarak atanmış bir müdürü bulunduğunu, müdür hakkında bugüne kadar hiçbir şikayet olmadığını, hukuki sorumluluk davası açılmadığını belirterek ...