Müşterek mülkün hissedarı olan şâyı hissesini kendisine mirasçı olacak bir kimseye satması halinde dahi diğer hissedarların şuf'a hakkının tanınması ötedenberi Altıncı Hukuk Dairesince takarrur etmiş ictihad cümlesinden iken sonradan meşfû hissenin müstakbel mirasçıya vâkı olacak satışlarında şufâ cereyan etmiyeceğine dair hilâfına bir ictihad tahassül etmiş olduğundan mesele hakkında Tevhidi İçtihad Hukuk Kısmı Umumi Heyetinde yapılan münakaşa ve müzakere neticesinde aşağıdaki karar ittihaz edilmiştir. Şuf'a hakkı mâlikle üçüncü şahıs arasında vâkı satış akdinde yer tutmak hakkıdır. Medeni Kanunun 658 inci maddesi akde müstenit şuf'a münasebetini 659 uncu madde ise bir gayrimenkulün şâyi hissesini satın alan üçüncü şahsa karşı şerikin doğrudan doğruya kanundan doğan şuf'a hakkını tanzim etmektedir. Vazıı kanunun bu hükümle iki gaye takibettiği görülmektedir. 1 - Gayrimenkulün...
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu E.1956/12 K.1957/2 T. 27.3.1957 R.Gazete No. 9687 R.G. Tarihi: 21.8.1957 ÖNALIM HAKKININ İLERİ SÜRÜLMEMESİ SAKLI PAYI BERTARAF BAĞIŞ MÜŞTEREK MÜLKÜN HİSSEDARLARI, HİSSELERİNİ KARI VEYA KOCAYA, EVLADA VEYAHUT AKRABAYA TEMLİK ETMELERİ HALİNDE ŞEKLEN SATIŞ AKDİ BULUNSA BİLE GERÇEKTE SATIŞTAN BAŞKA MİRAS HUKUKUNA İLİŞKİN AMAÇLARIN VEYA BAĞIŞ GİBİ GÖRÜŞLERİN HAKİM OLDUĞU DURUMLARDA MEDENİ KANUN'UN GERÇEK SATIŞLARDA KABUL ETTİĞİ ÖNALIM HAKKI CEREYAN OLMAZ. (743/md.658,659) Müşterek mülkün hissedarı olan şâyı hissesini kendisine mirasçı olacak bir kimseye satması halinde dahi diğer hissedarların şuf'a hakkının tanınması ötedenberi Altıncı Hukuk Dairesince takarrur etmiş ictihad cümlesinden iken sonradan meşfû hissenin müstakbel mirasçıya vâkı olacak satışlarında şufâ cereyan etmiyeceğine dair hilâfına bir ictihad tahassül etmiş olduğundan mesele hakkında Tevhidi İçtihad Hukuk Kısmı Umumi Heyetinde yapılan münakaşa ve müzakere neticesinde aşağıdaki karar ittihaz edilmiştir. Şuf'a hakkı mâlikle üçüncü şahıs arasında vâkı satış akdinde yer tutmak hakkıdır. Medeni Kanunun 658 inci maddesi akde müstenit şuf'a münasebetini 659 uncu madde ise bir gayrimenkulün şâyi hissesini satın alan üçüncü şahsa karşı şerikin doğrudan doğruya kanundan doğan şuf'a hakkını tanzim etmektedir. Vazıı kanunun bu hükümle iki gaye takibettiği görülmektedir. 1 - Gayrimenkulün parçalanmasını önlemek, yani hisselerin mümkün olduğu kadar hissedar elinde toplanmasını temin eylemek, 2 - Hissedarlar arasında ötedenberi mevcut münasebeti idame ederek yabancı bir şahsın araya girmesine mâni olmak, Ancak; esas hukuk kaidelerine göre mülkiyet serbestisini ve tasarruf muhtariyetini ana prensip olarak nazara alan vazıı kanun, hissedarın temlik hakkını tahdit ederken bu esas kaideyi de gözden uzak tutmamış ve bu tahdidi mücerred satış akdi ile mukayyet kılmıştır. Bu itibarladır ki, gerek nazariyat ve gerek içtihadlar hibe, trampa, sermaye vaz'ı gibi tasarruflarda şuf'a hakkının cereyan etmiyeceğini kabul etmiş bulunmaktadır. Binnetice gayesinde hibe veya buna mümasil maksatlar mündemiç bulunan âkıdlarda zâhiren satış şekli bulunsa bile âkıdın hakiki maksadı satış olmadığı halde satış hakkındaki hükümleri onlara teşmil ve tatbik etmek hem vazıı kanunun maksadına ve hem de esas hukuk prensiplerine aykırı olur. İmdi bayiin miras hukukuna mütaallik kaidelere tevfikan veya sair mülâhazalarla kendi evlâdına veya akrabasına satış yapması halinde de şuf'a cerayan edip etmiyeceği noktası yukarıda izah olunan kaidenin ışığı altında mülâhaza olunmak icabeder. Bu gibi akrabaya satışta ortada, satış akdinin bir unsuru olan bedel zikredilmiş olsa bile bunu mücerret bir satış olarak kabul etmeğe imkân yoktur. Çünkü; burada mümellikin maksadı malının bedelini almak değil, belki akrabalık münasebeti dolayısiyle onu tesahubetmek ve kendi yerine geçirmektir. Kaldı ki, bu gibi bir çok hâdiselerde bedel tâyini bir tenkıs dâvasını önlemeğe matuf bir tedbir olarak görül...