Ceza mahkemelerince taraflardan birinin yaşları üzerinde yapılacak düzeltmelere dair olan kararların kesinleşmesiyle beraber cumhuriyet savcılarına verilip onlar tarafından nüfus dairelerine havale olunacak ilÂm suretleri üzerine o dairelerce nüfus kütüklerinde gerekli düzeltmeler yapılması gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1944/22 K.1945/3 T.31.1.1945 CEZA MAHKEMESİNCE YAŞ DÜZELTME CEZA MAHKEMELERİNCE TARAFLARDAN BİRİNİN YAŞLARI ÜZERİNDE YAPILACAK DÜZELTMELERE DAİR OLAN KARARLARIN KESİNLEŞMESİYLE BERABER CUMHURİYET SAVCILARINA VERİLİP ONLAR TARAFINDAN NÜFUS DAİRELERİNE HAVALE OLUNACAK İLÂM SURETLERİ ÜZERİNE O DAİRELERCE NÜFUS KÜTÜKLERİNDE GEREKLİ DÜZELTMELER YAPILMASI GEREKİR. Bir ceza dâvası zımnında bahse mevzu olan yaş düzeltilmesi iddiası üzerine ceza mahkemesince verilecek kararların nüfus kütüğüne işlenip işlenemiyeceği hususunda Yargıtay İkinci Hukuk Dairesinin 29/4/1944-1815/2039 sayılı ilamı ile ceza heyeti umumiyesinden sadır olan 28/11/1938 tarih ve 423/367 sayılı ilâm arasında hasıl olan tezat ve mübayenetin halli Adliye Bakanlığının 30/5/1944 gün ve 728/1020 sayılı yazılariyle istenilmiş olduğundan toplanan Tevhidi İçtihat Genel Kurulunda mesele incelenerek; Sonuçta: Hukuk ve ceza mahkemelerinin uyguladıkları kanun hükümleriyle belli görevlerine bir istisna teşkil etmek üzere Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 255 inci maddesi ilk fıkrasında : Bir ceza dâvasının hükme bağlanması önceden âdi hukukla ilgili bir işin çözümüne bağlı olan yerlerde o işe de ceza dâvalarındaki usul ve deliller için yürüyen kurallara göre ceza mahkemelerince karar verilmesinin kabul edilmiş olmasından maksat; ikinci ve üçüncü fıkralarından da açıkça anlaşıldığı gibi ceza mahkemelerinde ortaya çıkacak her hukuk meselesinin mutlak surette bu asla bağlanmasını iltizam etmek olmayıp belki bir hukuk dâvasının açılmasından kesin bir hüküm halini almasına kadar hukuk usul ve kuralları bakımından meydana gelmesi zaruri olan zaman geçimine ceza işlerinin usul ve esasca tahammülü olmamasından dolayı imkân, ve maslahat bulunan yerlerde meselâ sınır aşılması ve bozulması gibi tarafların belgelerini yerinde tatbik etmek ve tanıklarını dinlemek suretiyle derhal bir sonuca varılabilecek hallerde işi hukuk mahkemesine havale edip de orada verilecek hükmün kesinleşmesini beklemek zoru altında zaman geçmesine sebep olmamak düşüncesine dayanmaktadır. Şu suretle maksat, âdi hukuk dâvası görmek olmayıp sadece eldeki ceza dâvası hükmüne ceza usul ve kaidelerini uygulamak suretiyle dayanak hazırlamaktan ibaret olunca, âdi hukuk meselesi üzerinde ceza mahkemesinde varılacak sonucun da istisnai ve mevzii kalarak ceza alanından başka yerlerde tesir göstermemesi düşünülebilir. Şu kadar ki; bu düşünce, sözü geçen 255 inci maddenin ancak sondan önceki fıkralarının birlikte mütaleasından edinilecek bir fikir ve neticedir. Çünkü o fıkraların hedefi hukuk mahkemelerinin hukuk dâvaları ve o arada ceza mahkemesini ilgilendiren hukuk meseleleri üzerinde asıl olan hak ve yetkisini velev ceza işi dolayısiyle olsun, kaldırmak amacına dayanmış değildir. Halbuki aynı maddeye 3006 sayılı kanunla eklenmiş olan son fıkra maddenin asıl metniyle kurulu olan durumu değiştirerek kendi içine aldığı yaş düzeltilmesi bahsinde yeni bir hüküm koymuş, suçdan zarar görenlerle sanıkların...