Sosyal güvenlik kurumlarına tabi olarak geçen hizmetlerin birleştirilmesi hakkındaki 2829 sayılı kanun'un 8. maddesinde yer alan "birleştirilmiş hizmet süreleri toplamı üzerinden, ilgililere; son yedi yıllık fiili hizmet süresi içinde fiili hizmet süresi fazla olan kurumca aylık bağlanacağı" şeklindeki kuralın; 4505 sayılı yasa yürürlüğe girmeden önce emekli sandığı iştirakçisi iken emekli olan ve kendisine emekli sandığından aylık bağlananlara yönelik olarak uygulanamayacağı hakkında.
11. Daire 2010/8998 E. , 2013/3891 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBİRİNCİ DAİRE Esas No : 2010/8998 Karar No : 2013/3891 Kararın Düzeltilmesini İsteyen (Taraflar) : 1- (Davacı) : … Vekili : … 2- (Davalı) : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Vekili : … İstemin Özeti : Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/05/2010 tarihli ve E:2008/11811; K:2010/4253 sayılı kararının; taraflarca düzeltilmesi istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Davalı İdare tarafından savunma verilmemiş olup, davacı tarafından, karşı tarafın düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hâkimi : … Düşüncesi : İdarelerce hukuka aykırı olarak tesis edilmiş hatalı işlemlerin geri alınması mümkün ise de; ilgilinin hatalı beyanı, hilesi vb. katkısı bulunmayan durumlarda, İdarece hatalı işlem tesis edilmiş olması halinde, bu hatanın sorumluluğunu idare edilenlere yüklemek, hukuk devletinde kişilerin, devletin kurumlarına olan güveninin yok olmasına neden olacaktır. Uyuşmazlık konusu olayda; davacıya ölen eşinden dolayı bağlanan dul aylığının hesaplanmasında, davacının hiçbir katkısı, hatalı beyanı, hilesi ve kusurundan söz etme olanağı bulunmamaktadır. Nitekim salt iştirakçilerinin her türlü emeklilik işlemlerini görmek amacıyla kurulmuş olan Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'nün bu konudaki uzman görevlileri tarafından, 1.8.1984 tarihinde tesis edilmiş olan aylık bağlama işleminin; aradan 23 yıl gibi uzun ve hukuktaki genel zamanaşımı süresini bile aşan bir süre geçtikten sonra iptal edilerek, geçmişe yönelik borç çıkarılması, idari istikrar ve hukuki güven ilkesini derinden zedeleyecek bir durumdur. Hal böyle iken; İdarenin görevlilerinin yapmış olduğu hatanın sorumluluğunu, bu olayda hiçbir kusuru olmayan iştirakçilere yüklemek, idari istikrar ve hukuki güven ilkesini derinden zedeleyecek bir durumdur. Davaya konu olayda, hatalı işlem nedeniyle oluşan bir kamu zararı söz konusu ise, bu zararın tazmini için, İdare karşısında zayıf olan ve hatalı işlemin tesis edilmesinde hiçbir kusuru bulunmayan vatandaşa değil, genel hukuk ilkeleri çerçevesinde, hatalı işlemi tesis eden kamu görevlisine rücu edilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle; davacının karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi hükmüne uygun bulunduğundan, düzeltme isteğinin kabulü ile Danıştay Onbirinci Dairesinin 17/05/2010 tarihli ve E:2008/11811; K:2010/4253 sayılı kararı kaldırılarak ... İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının redde yönelik kısmının bozulması; temyiz isteminde bulunmayan davalı İdarenin karar düzeltme isteminin ise incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin 1. fıkrasında; Danıştay dava daireleri ile idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının Danıştay'da temyiz edilebileceği; 54. maddesinde ise, Danıştay dava daireleri ...