Devletin bireyleri önem sıralamasına tabi tutması söz konusu olamayacağından, can ve mal güvenliği olmayan ve idareden can ve mal güvenliğinin sağlanmasını talep eden kişilerin can ve mal güvenliğini sağlamak için tehlikenin niteliğine ve ağırlığına göre uygun koruma ve güvenlik tedbirlerini zamanında almak zorunda olduğu hakkında.
10. Daire 2007/4863 E. , 2010/9105 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No: 2007/4863 Karar No: 2010/9105 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : İçişleri Bakanlığı - ANKARA İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesince, davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması davacı tarafından istenilmektedir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve hukuka uygun bulunan idare mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiç birisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü : Dava, İzmir'de Yeminli Mali Müşavir olarak çalışmakta olan davacı tarafından, can güvenliğine yönelik baskı ve tehditlere maruz kalması nedeniyle can güvenliğinin sağlanması yolunda idareye başvurmasına rağmen idarece herhangi bir önlem alınmaması sonucunda, 10.12.2004 tarihinde kimliği tespit edilemeyen bir şahıs tarafından silahla ayağından vurulması olayında idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen, 4.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. ... İdare Mahkemesince; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun kapsamında özel korumaya tabi olmayan davacının, 10.12.2004 tarihinden önce güvenliğinin sağlanması yolundaki başvurularının, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca, güvenlik güçlerince genel asayiş hizmetleri kapsamında değerlendirilerek, davacının işyeri ve ikameti çevresindeki güvenlik tedbirlerinin artırıldığı, idarece davacının güvenliğinin sağlanması yolunda mevzuatın öngördüğü güvenlik önlemlerinin alındığı, dolayısıyla olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, anılan İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan zarardan sorumlu tutulmasını gerektiren durumlardan birisi hizmet kusurudur. Genel olarak hizmet kusuru, bir kamu hizmetinin kuruluş ve işleyişindeki aksaklık ve bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Anayasanın 17. maddesinde, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu; 19. maddesinde herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğu hükmüne yer verilmiştir. Kişile...