Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Anayasa Mahkemesi/E. 2017/109 · K. 2018/39
Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesinin 2/5/2018 Tarihli ve E: 2017/109, K: 2018/39 Sayılı Kararı

E. 2017/109K. 2018/392 Mayıs 2018
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

maddesinde “44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu mallan üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı,” 2. fıkrasında ise “Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmeyeceği” belirtilmektedir. Bu göre suçun oluşması için. (1. aşama) alacaklının alacağını kısmen dahi olsa tahsil edememesi ve bu durumun (2. aşama) borçlunun maddede belirtilen yükümlülüklere uymamış olmasından kaynaklanması gerekir. Bu yükümlülüklere uysaydı bile alacak kısmen olsun tahsil edilemeyecek idi ise, borçlunun bu yükümlülükleri yerine getirmemesi suç olmayacaktır. Bu, maddede belirtilen...

Karar Metni

“İİK.nun 337/A maddesinde “44 üncü maddeye göre mal beyanında bulunmayan veya beyanında mevcudunu eksik gösteren veya aktifinde yer almış malı veya yerine kaim olan değerini haciz veya iflas sırasında göstermeyen veya beyanından sonra bu mallan üzerinde tasarruf eden borçlu, bundan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı,” 2. fıkrasında ise “Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmeyeceği” belirtilmektedir. Bu göre suçun oluşması için. (1. aşama) alacaklının alacağını kısmen dahi olsa tahsil edememesi ve bu durumun (2. aşama) borçlunun maddede belirtilen yükümlülüklere uymamış olmasından kaynaklanması gerekir. Bu yükümlülüklere uysaydı bile alacak kısmen olsun tahsil edilemeyecek idi ise, borçlunun bu yükümlülükleri yerine getirmemesi suç olmayacaktır. Bu, maddede belirtilen zarar unsurunun oluşması için gereken şarttır. İptalini istediğimiz zarar unsurunun 2. aşamasına ilişkin 2. fıkrasında ise “Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesinden alacaklının zarar görmediğini ispat eden borçluya ceza verilmez.” denilmekte olup zarar unsurunun ikinci aşaması itibarıyla ispat yükünü borçluya yükleyen bir hükümdür. Yani iddia sahibi olan alacaklı, borçlu sanık ilk fıkrada belirtilen yükümlülüklerine uysaydı alacağını kısmen olsun tahsil edebilecek olduğunu ispat yükümlüsü değildir. Bu yükümlülük borçluya bırakılmıştır. Bu durum Anayasamızın 38/4. fıkrasına açıkça aykırıdır. Anayasamızın 38. maddesinin 4. fıkrasında bulunan hüküm aynı zamanda masumiyet karinesinin de teminatıdır. Bu karineye göre, ispat külfeti iddiacıya düşer, yine bu karineye göre sanığın susma hakkı vardır ve son olarak da şüphe sanık lehine yorumlanır. Anayasaya aykırılığını iddia ettiğimiz İİK 337/a mad.nin 2. fıkrası ise masumiyet karinesine aykırı bir düzenlemedir. Bu aykırılık bir yönüyle sanığın susma hakkını kullanmasına engeller zira bu suç kendisine isnat edilen hiçbir sanık susma hakkını kullanarak gerçekleştirildiği iddia edilen fiilden dolayı alacaklının zarar görmediğini ispat edemez. Yine karineye aykırı olarak, alacaklının alacağını kısmen olsun tahsil edememesinin borçlu sanığın belirtilen fiillerine sebebiyle gerçekleşip gerçekleşmediği şüpheli olan durumlarda bile ceza almaması için sanıktan üzerindeki şüpheyi kaldırması beklenecektir. Diğer yandan sanık, mal beyanında bulunsaydı bile alacaklının alacağını kısmen dahi olsa tahsil edemeyeceğini veya bulunduğu bu beyanda mevcudunu eksik göstermeseydi bile alacaklının alacağını kısmen dahi olsa tahsil edemeyeceğini ispatlamakla yükümlü tutulması da masumiyet karinesini açıkça ihlal eden bir durumdur. Bu sebeple İİK.nun 337/A/2. fıkrasının Anayasanın 38/4. fıkrasına aykırı olmasından dolayı iptaline karar verilmesi itiraz yolu ile talep olunur.”

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI Esas Sayısı : 2017/109 Karar Sayısı : 2018/39 Karar Tarihi : 2/5/2018 R.G. Tarih-Sayı : 6/6/2018 – 30443 İTİRAZ YOLUNA BAŞVURA...

Atıf Yapılan Mevzuat

full_scan_v1Kanun

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 44

(Değişik: 18/2/1965-538/22 md.)

full_scan_v1Kanun

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu, m. 8

(Değişik: 18/2/1965-538/4 md.)

auto_textKanun

39 sayılı (MÜLGA) 39 Sayılı 1962 Yılında Gelir Vergilerinin 3, Kurumlar Vergisinin 2 Taksitte Ödenmesi Ve 193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununa Geçici Bir Madde İlâvesi Hakkında Kanun

Benzer Kararlar

Anayasa Mahkemesi

E. 2017/159 · K. 2018/41

31 Mayıs 2018

Anayasa Mahkemesi

E. 2017/143 · K. 2018/40

5 Haziran 2018

Anayasa Mahkemesi

E. 2017/158 · K. 2018/89

27 Kasım 2018

Anayasa Mahkemesi

E. — · K. 2019/5

14 Mart 2019

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/49 · K. 2018/55

30 Haziran 2018

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/43 · K. 2018/49

29 Haziran 2018