Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2018/10047 · K. 2021/2149
YargıtayYargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2018/10047 K. 2021/2149

E. 2018/10047K. 2021/214910 Mart 2021
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacı adına tapuda kayıtlı 83 parsel sayılı taşınmaza komşu 1314 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davalıya ait evin yaklaşık 20 m2'sinin tecavüzlü olduğu ileri sürülerek el atmanın önlenmesi, taşan kısmın kal'i ve uygun miktarda hesap edilecek ecrimisil istenmiştir. Cevap dilekçesinde; davalı 1314 parsel sayılı taşınmazı yaklaşık beş yıl önce üzerindeki ev ile birlikte satın aldığını, 1998 yılından bu yana mevcut olan evin, iddia edildiği üzere davacının taşınmazına taşmasının söz konusu olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına...

Karar Metni

8. Hukuk Dairesi 2018/10047 E. , 2021/2149 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Yıkım ve Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde, davacı adına tapuda kayıtlı 83 parsel sayılı taşınmaza komşu 1314 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki davalıya ait evin yaklaşık 20 m2'sinin tecavüzlü olduğu ileri sürülerek el atmanın önlenmesi, taşan kısmın kal'i ve uygun miktarda hesap edilecek ecrimisil istenmiştir. Cevap dilekçesinde; davalı 1314 parsel sayılı taşınmazı yaklaşık beş yıl önce üzerindeki ev ile birlikte satın aldığını, 1998 yılından bu yana mevcut olan evin, iddia edildiği üzere davacının taşınmazına taşmasının söz konusu olmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, yapılacak keşif sonucu evin taşkın olduğu tespit edilirse; evin değerinin zemin değerinden oldukça yüksek olduğunu, bu sebeple evin yıkılması talebini kabul etmediğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşif sonucu sunulan fen bilirkişi raporuna göre 218,07 m2'lik alana davalının el atmasının önlenmesi ile tecavüzlü olan kısmın kal'ine, 8.738,09 TL 5 yıllık ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davanın kabulüne dair mahkeme kararı davalı vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir. Dava, mülkiyet hakkına dayalı çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, kal (yıkım) ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin el atmanın önlenmesi ile yıkım istemine yönelik temyiz itirazları yönünden; Mülkiyet hakkı gerek Anayasa ve yasalarla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır. Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet hakkı herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur. Diğer yandan; 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) 683. maddesinde; malikin hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, tasarrufta bulunma, yararlanma yetkilerine sahip olduğu, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı her türlü elatmanın önlenmesi davası açabileceği öngörülmüştür. Bilindiği üzere, dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş ...