Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2017/154 · K. 2019/5415
YargıtayYargıtay 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E. 2017/154 K. 2019/5415

E. 2017/154K. 2019/541520 Kasım 2019
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/06/2010 gününde verilen dilekçe ile munzam zararın tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili; murislerinin, davalı kuruma ait arsa üzerinde inşa etmiş olduğu gecekondu ile ilgili imar affından yararlanmak için belirlenen meblağı 19/04/1988 tarihinde ödediğini, buna karşılık murislerine...

Karar Metni

4. Hukuk Dairesi 2017/154 E. , 2019/5415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacılar ... ve diğerleri vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 10/06/2010 gününde verilen dilekçe ile munzam zararın tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26/05/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacılar vekili; murislerinin, davalı kuruma ait arsa üzerinde inşa etmiş olduğu gecekondu ile ilgili imar affından yararlanmak için belirlenen meblağı 19/04/1988 tarihinde ödediğini, buna karşılık murislerine 22/04/1988 tarihli tapu tahsis belgesi verildiğini, davalı tarafından 09/04/1999 tarihli yazı ile ıslah imar planlarının henüz yapılmadığı, tapu tahsis belgesinin hukuka aykırı olarak verildiği gerekçesi ile ödenmiş olan meblağın kendilerine yasal faizi ile beraber iade edileceğinin bildirildiğini, tapu tahsis belgesinin davalı tarafından tek taraflı iptal edilerek, ödenmiş olan miktarın yasal faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle murislerine 21/08/2000 tarihinde iade edildiğini ancak 12 yıl geçtikten sonra ödenen bu meblağın müvekkillerinin uğramış olduğu zararı karşılamadığını belirterek, yasal faiz ile karşılanamayan munzam zararın tahsili isteminde bulunmuştur. Davalı vekili; yersiz açılan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece; bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30/04/2019 tarihli ve 2017/14-1752 esas ve 2019/499 sayılı kararında da belirtildiği üzere tapu tahsis belgesi, taşınmazın mülkiyetini kazandırıcı nitelikte bir belge olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine aksi sabit oluncaya kadar kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Ve sadece kişinin söz konusu taşınmazı elinde bulundurduğunu belgelemektedir. Bu belgenin verilmesi, belge sahibine tahsise konu taşınmazın mülkiyetini kazandırabilecek bir ayni hak tanımamakta ve yetkili makamlara tapu senedi verme zorunluluğu getirmemektedir. Dolayısıyla hak sahibi, mülkiyet hakkına sahip kişilerden farklı olarak taşınmazın rayiç bedelini değil ancak ödediği bedeli isteyebilecektir. Ancak, ülkemizde yaşanan enflasyonun uzun yıllardan beri yüksek oranda seyretmesi nedeniyle paranın değer kaybı, bununla ters orantılı olarak devamlı düştüğünden paranın verildiği tarihteki alım gücü ile iade tarihindeki alım gücü çok farklı ve adaleti denkleştirmeyecek oranda azdır. Bu nedenle davacının iadesini isteyebileceği miktar belirlenirken denkleştirici adalet düşüncesi gereği ödenen bedelin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar...