Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... Ltd.Şti ile arasında düzenlenen 17.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatıyla yer aldığını, kredi borcunun tahsil edilmemesi üzerine davalı bankaca hesabın kat edilerek borçlu ve kefiller hakkında takip başlatıldığını, ancak usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesi bulunmaması nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle müvekkilinin borcunun bulunmadığını, kefalet...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/408 KARAR NO: 2022/757 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 31/01/2022 NUMARASI: 2021/452 Esas - 2022/37 Karar DAVA: Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ile dava dışı ... Ltd.Şti ile arasında düzenlenen 17.05.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müvekkilinin kefil sıfatıyla yer aldığını, kredi borcunun tahsil edilmemesi üzerine davalı bankaca hesabın kat edilerek borçlu ve kefiller hakkında takip başlatıldığını, ancak usulüne uygun şekilde düzenlenmiş bir kefalet sözleşmesi bulunmaması nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takip nedeniyle müvekkilinin borcunun bulunmadığını, kefalet sözleşmesindeki yazıların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, kefaletin türü, sorumlu olunan miktarı gibi kefaletin zorunlu unsuru olan el yazısıyla yazılması gereken kısımların kim tarafından yazıldığının bilinmediğini, kefalet kısmında yazılan bilgilerin müvekkilince kabul edilmediğini, müvekkilinin şirketin yetkilisi olarak bankaca verilen bir kısım belgeleri imzaladığını, bankanın kötü niyetli tavırları nedeniyle uzlaşma sağlanamadığını, takipte kesinleşen miktarın yaklaşık 26 milyon lira olduğunu, emekli olan müvekkilinin başka geliri bulunmadığını ve bir çok icra dosyasında hesapları ile mal varlığının hacizli olduğunu ileri sürerek, adli yardım talebinin kabulü ile müvekkilinin takip konusu borç nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyetli olması nedeniyle %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağının sürüncemede bırakılması amacıyla davanın ikame edildiğini, takibe yönelik itirazda kefalete ilişkin itiraz nedenlerinin sunulmayarak faize ve teminatların kefilin borcundan düşülmesine ilişkin itirazların sunulduğunu, basiretli bir tacir olan davalının şirket yöneticisi olarak ne tür belgeyi imzaladığını bilmesi gerektiğini, şirket yetkilisi olan davalının şirket adına kredi kullanırken kefil olduğunu bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, el yazısının davacıya ait olup olmadığının bir öneminin bulunmadığını, şirket yetkilisi olan davacının çekilen kredi miktarını açıkça bildiğini, yazılı beyanın bir başkası tarafından yazılmasına ses çıkarmayan davalının sonradan bu iddiayı ileri sürmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesinin 27.07.2020 tarihli ara kararıyla, ...