Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2019/498 · K. 2019/37407
YargıtayYargıtay 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E. 2019/498 K. 2019/37407

E. 2019/498K. 2019/3740711 Kasım 2019
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM : Beraat Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Dairemizin 05/03/2018 tarih ve 2015/22046 Esas-2018/2266 Karar sayılı ilamı ile sanıkların sübut bulan eylemleri nedeniyle mahkumiyetleri gerektiğinden bahisle yerel mahkemece verilen beraat kararının bozulduğu ve dosyanın mahalline gönderildiği; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, ''daire bozma ilamına uyulması noktasında bir karar verilmemiş, yine, bozma öncesi dosyaya toplanan delillerin, bozma gerekçesi karşında, sanıklar hakkında verilen beraat kararında direnilmesi için de mahkememizce tam olarak yeterli görülmediğinden, öncelikle bir kısım delillerin toplanması gerektiği kanaatiyle, Yargıtay Bozma...

Karar Metni

7. Ceza Dairesi 2019/498 E. , 2019/37407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı Yasaya muhalefet HÜKÜM : Beraat Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Dairemizin 05/03/2018 tarih ve 2015/22046 Esas-2018/2266 Karar sayılı ilamı ile sanıkların sübut bulan eylemleri nedeniyle mahkumiyetleri gerektiğinden bahisle yerel mahkemece verilen beraat kararının bozulduğu ve dosyanın mahalline gönderildiği; bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, ''daire bozma ilamına uyulması noktasında bir karar verilmemiş, yine, bozma öncesi dosyaya toplanan delillerin, bozma gerekçesi karşında, sanıklar hakkında verilen beraat kararında direnilmesi için de mahkememizce tam olarak yeterli görülmediğinden, öncelikle bir kısım delillerin toplanması gerektiği kanaatiyle, Yargıtay Bozma İlmanına karşı direnme yoluna da gidilmemiş ve sanıkların cezai sorumluluklarının tespiti açısından mahkememizce yeniden yargılama yapılmış, yeni bir kısım delillerin toplanması yoluna gidilmiş..." olduğunun gerekçeli kararda belirtildiği ve bozma sonrası Halkalı Gümrük Müdürlüğü'nden araştırma yapıldığı gözetilerek, yeniden aynı hükmün tesis edilmesi direnme niteliğinde olmayıp eylemli uyma niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde; Dairemizin 05/03/2018 tarih ve 2015/22046 Esas - 2018/2266 Karar sayılı ilamında da ayrıntısı belirtildiği üzere; Sanıkların eşyayı Gümrük İdaresine sunmadan otomasyon sistemiyle 07.06.2011 tarihli ihracat beyannamesini düzenledikleri, beyannamenin tescil edilerek bilgisayar sistemi tarafından eşyanın kontrol türünün kırmızı hat olarak belirlendiği, dolayısıyla da idarece eşyanın fiziki olarak muayene zorunluluğunun doğmuş olduğu, bu muayenenin yapılması için eşyanın sanıklar tarafından Gümrük İdaresine sunulması gerektiği, sanıkların yaptıkları iş gereği bu hususu bilecek durumda oldukları, buna karşılık sanıkların, eşyanın kırmızı hatta düştüğünü bildikleri halde yeniden ihracat beyannamesi sunarak eşyayı sarı hat kriteri üzerinden fiziki muayenesi yapılmaksızın ihracatı gerçekleştirmiş gibi gösterdikleri, bu işlemden sonra ise yasal olarak mümkün olmadığı halde 07.06.2011 tarihli beyannamenin iptali talebinde bulundukları, bu suretle sanıkların, eşyanın fiziki muayenesine engel oldukları, bu haliyle sanıkların, 07.06.2011 tarihli gümrük beyannamesi ile ihraç edilmemiş bir eşyayı ihraç edilmiş gibi göstererek haksız çıkar sağlama kastıyla hareket ettiklerinin sabit olup, somut olayda sanıkların beyanname düzenleyerek idareye vermeleri ile beyannamenin tescili atılı suçun icra hareketini oluşturduğu, 5607 sayılı Kanunun suç tarihinde yürürlükte bulunan 3. maddesinin (18). fıkrasına göre: "Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiiller, teşebbüs aşamasında kalmış olsa bile, tamamlanmış suç gibi cezalandırılır." hükmü gereğince sanıkların eylemleri tamamlanmış olduğundan...