Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Yargıtay/E. 2019/771 · K. 2019/5683
YargıtayYargıtay 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2019/771 K. 2019/5683

E. 2019/771K. 2019/568311 Haziran 2019
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı 3. kişi vekili, davalı alacaklının borçlu aleyhine başlattığı takip nedeniyle müvekkili şirkete ait iş yerinde haciz yapıldığını, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığını, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ayrı tüzel kişilikler olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava ermiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgelerin bulunduğunu, borçlu ve davacının aynı adreste faaliyette bulunduklarını belirterek,...

Karar Metni

8. Hukuk Dairesi 2019/771 E. , 2019/5683 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İstihkak Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı üçüncü kişi vekili ile davalı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı 3. kişi vekili, davalı alacaklının borçlu aleyhine başlattığı takip nedeniyle müvekkili şirkete ait iş yerinde haciz yapıldığını, borçlu şirket ile müvekkili şirket arasında organik bağ bulunmadığını, borçlu ve üçüncü kişi şirketlerin ayrı tüzel kişilikler olduğunu belirterek, istihkak iddialarının kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava ermiştir. Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde borçlu şirkete ait belgelerin bulunduğunu, borçlu ve davacının aynı adreste faaliyette bulunduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, takip konusu borcun ödenmesi nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, teminat karşılığında takip durduğu için, mahcuzların değerinin %20si oranında belirlenen 16.352,00 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı alacaklı vekiline verilmesine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ve borçlu şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, üçüncü kişinin İİKnin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir. 1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı borçlunun temyiz itirazları ile davalı üçüncü kişi vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı üçüncü kişinin tazminat talebine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK'nin 97/13. maddesi, "İstihkak davası üzerine takibin talikine karar verilip de neticede dava reddolunursa, alacaklının alacağından bu dava dolayısıyla istifası geciken miktarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere davacıdan tazminat alınmasına hükmolunur.'' hükmünü taşımaktadır. Anılan hükümden de anlaşılacağı üzere, üçüncü kişinin açtığı istihkak davası nedeniyle alacaklı yararına İİKnin 97. maddesinin 13. fıkrasında öngörülen tazminata hükmedilebilmesi için ilk şart, istihkak davasının reddine karar verilmiş olmasıdır. İstihkak davası açıldıktan sonra takipten feragat, takibin iptali, haczin kaldırılması ve temyize konu olayda olduğu gibi, borcun ödenmesi vb durumlarda davanın konusu kalmayacağından konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir. Bu durumda da davanın esası hakkında bir karar verilmediğinden alacaklı yararına tazminata hükmedilemez. Bu bilgiler ışığında, davanın esası hakkında karar verilmemiş olmasına rağmen, Mahkemece davacı üçüncü kişi aleyhine tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, bu yanlış...