Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, HMK m. 353 hükmü gereğince duruşmasız olarak dosya üzerinde HMK m. 355 hükmü gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda, sair taleplerinin reddi ile; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, bir kısım inşaat işleri yapım işini konu alan eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın daha önce hakem yargılaması kapsamında incelenip değerlendirildiği belirtilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar davacı yüklenici şirket vekili tarafından usulünce istinaf edilmiştir. Davacı şirket vekili istinaf talebinde özetle, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, ortada usulüne uygun bir hakem yargılaması bulunmadığı...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2020/607 KARAR NO : 2020/658 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/07/2019 NUMARASI : 2018/379 Esas, 2019/815 Karar DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 30/06/2020 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, HMK m. 353 hükmü gereğince duruşmasız olarak dosya üzerinde HMK m. 355 hükmü gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda, sair taleplerinin reddi ile; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Dava, bir kısım inşaat işleri yapım işini konu alan eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davaya konu uyuşmazlığın daha önce hakem yargılaması kapsamında incelenip değerlendirildiği belirtilerek davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karar davacı yüklenici şirket vekili tarafından usulünce istinaf edilmiştir. Davacı şirket vekili istinaf talebinde özetle, mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, ortada usulüne uygun bir hakem yargılaması bulunmadığı gibi usulüne uygun olarak mahkemeye ibraz edilen bir hakem kararının mevcut olmadığını, 22.09.2016 tarihli hakem kararının, 20.07.2016 tarihi itibariyle göreve başlayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne sunulması gerektiğini, kesinleşmiş bir hakem kararı olmadığına göre buna dayanılarak yapılan protokolün geçerli olamayacağını, kaldı ki bu sözleşmenin aşırı yararlanma niteliğinde hükümler içerdiğini, hakem sürecinin hukuka aykırı olarak sonlandırıldığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasında tahkim şartını da içeren bir kısmı inşaat işlerini konu alan yazılı eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu uyuşmazlık dışıdır. Tahkim şartı nedeniyle iş bu sözleşmeden kaynaklanan ihtilafların çözümü için tarafların öncelikle hakem heyetine başvurdukları ve hakem heyetince 22.09.2016 tarihinde karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflarca henüz hakem kararının infazına gidilmeden 12.10.2016 tarihinde Sulh protokolü imzalandığı ve bu protokol ile tahkime konu hususlarda tasfiye sonucu ibralaştıklarını belirtmişlerdir. Mahkemece, dava konusu edilen taleplerin hakem yargılamasıyla sonuçlandırıldığı belirtilerek dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ise de, iş bu davada ileri sürülen tüm konuların bahsi geçen protokol kapsamında olup olmadığı ve nihayet taraflarca imzalanan sözleşme dahilindeki hususlardan bulunup bulunmadığı kalem kalem incelenip değerlendirilmemiştir. (Dairemiz 15.01.2020 gün ve 2019/1902 Esas - 2020/52 Karar sayılı emsal kararı) O halde, öncelikle iş bu davayla talep edilen alacakların sözleşme kapsamında kalan işlerden olup olmadığının belirlenmesi, sonrasında ise bunların hakem kararına konu edilip edilmediği, sulh protokolüyle tahkim kararında geçen hangi h...