Taraflar arasında birleştirilerek görülen menfi tespit ve istirdat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı asıl davada; davalılardan ..., ile imzaladığı sözleşme karşılığı diğer davalı ...'e 36 adet 882 TL bedelli senet verdiğini, beş adet senedi ödemesine rağmen yerin teslim edilmediğini, ayrıca yer Hazine'ye ait olduğundan tesliminde mümkün olmadığını ileri sürerek; geçersiz sözleşmeye istinaden verilen senetlerin iadesi ile birlikte, bu senetlerden iki tanesi ile de icra takibine geçildiğinden takibin iptaline karar verilmesini istemiş, birleşen dava da yerin tesliminin öngörülmesi ve icra...
3. Hukuk Dairesi 2022/528 E. , 2022/1716 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında birleştirilerek görülen menfi tespit ve istirdat davalarının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve birleşen davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı asıl davada; davalılardan ..., ile imzaladığı sözleşme karşılığı diğer davalı ...'e 36 adet 882 TL bedelli senet verdiğini, beş adet senedi ödemesine rağmen yerin teslim edilmediğini, ayrıca yer Hazine'ye ait olduğundan tesliminde mümkün olmadığını ileri sürerek; geçersiz sözleşmeye istinaden verilen senetlerin iadesi ile birlikte, bu senetlerden iki tanesi ile de icra takibine geçildiğinden takibin iptaline karar verilmesini istemiş, birleşen dava da yerin tesliminin öngörülmesi ve icra tehdidi ile yeni bir sözleşme imzaladığını, bu sözleşme ile borcun 18.400 TL olarak belirlenmesine rağmen davalılardan ...'e 30.000 TL değerinde kambiyo senedi verdiğini, senedin teminat senedi niteliğinde olduğunu, borç miktarı ile senedin farklı tutarlar olmasının da bunu kanıtladığını, ayrıca başkasına ait yerin zilyetliğinin devri mümkün olmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek; bu senetten dolayı hakkında yürütülen takipten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalılar, davaların reddini istemişlerdir. Mahkemece; yapılan sözleşmeye göre davalıların zilyetliğinde olan taşınmazın davacıya satılıp karşılığında bono alındığı, icra takibinden sonrada tarafların borcu yapılandırıp, davacı tarafından 30.000 TL karşılığında senet verildiği, davacının 13/04/2012 tarih 10 nolu oturumda satışa konu taşınmazdan faydalandığı, senetlerin taşınmazın satışı karşılığında verildiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 10/04/2014 tarihli ve 2013/31871 Esas 2014/11162 Karar sayılı kararla; birleşen dava dosyası hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; davacının zilyetliği devraldığı sabit olduğundan sözleşme şartlarının yerine geldiğinin kabul edildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 03/10/2018 tarihli ve 2018/4924 Esas 2018/8925 Karar sayılı kararla; asıl ve birleşen dava yönünden eksik inceleme ile karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl ve birleşen davanın kabulü ile 50.721,14 TL nin davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hükmün, davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece verilen 01/07/2021 tarihli 2020/5545 e. 2021/7...