Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; eczacı olduğunu, davalı kurum tarafından muayene katılım payı atlatılmış reçetelerin kuruma fatura edildiği gerekçesiyle 2012 protokolünün 5.3.15. maddesi uyarınca hakkında 62.500 TL cezai şart uygulandığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu, katılım payının ertelenmesi için reçete girilip silinmesinin o anda işlemi yapılan hasta için mali yükün geçici hafifletilmesi niteliğinde bulunduğunu, eczanelerin muayene ücreti işlemlerinde aracılık ettiğini, kendilerinin menfaati olmadığını ileri sürerek; 02/10/2014 tarihli işlemin protokole...
3. Hukuk Dairesi 2022/669 E. , 2022/2259 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; eczacı olduğunu, davalı kurum tarafından muayene katılım payı atlatılmış reçetelerin kuruma fatura edildiği gerekçesiyle 2012 protokolünün 5.3.15. maddesi uyarınca hakkında 62.500 TL cezai şart uygulandığını, işlemin hukuka aykırı olduğunu, katılım payının ertelenmesi için reçete girilip silinmesinin o anda işlemi yapılan hasta için mali yükün geçici hafifletilmesi niteliğinde bulunduğunu, eczanelerin muayene ücreti işlemlerinde aracılık ettiğini, kendilerinin menfaati olmadığını ileri sürerek; 02/10/2014 tarihli işlemin protokole aykırı olduğunun tespiti ile muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; dava konusu işlemin hukuka ve sözleşme hükümlerine uygun olduğunu, cezai şart alacağının büyük bölümünün tahsil edildiğini, 25/11/2014 tarihi itibariyle 4.002,04 TL borcu kaldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 2016 yılı protokolü dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, protokolün 5.13.14. maddesine göre cezai şart miktarlarında değişikliğe gidildiği ve yapılan hesaplamaya göre 250 adet işlem sebebiyle her birisi için 100 TL cezai şart uygulanmasına göre, davacıya toplamda 25.000 TL tutarında cezai şart işlemi uygulanması gerektiği, davacının davalı kurumdan olan alacaklarından yapılan 58.497,96 TL tahsil işlemi sebebiyle fazladan 33.497,96 TL'nin tahsil edilmiş olacağı, fazladan olan 4.002,04 TL tutar için davacı hakkında kesinti işlemi uygulanmadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacıdan yapılan 33.497,96 TL'lik cezai şart kesinti işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitine ve iptaline, muarazanın bu şekilde giderilmesine; davacının fazlaya ilişkin 29.002,04 TL cezai şart tahsil işleminin hükümsüzlüğü ve bu miktardan sorumlu olunmamasına ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, taraflarca temyiz edilmiştir. 1) Bilindiği üzere, mahkemece verilen kısa karar (hüküm), bir davayı esastan çözümleyen ve uyuşmazlığı sona erdiren nihai kararlardandır. Bu kararla, mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Bu aşamada yapılması zorunlu iş; gerekçeli kararı, kısa karar doğrultusunda ve yasal gerekçeleriyle birlikte hakimin yazmasından ibarettir. Eş söyleyişle, kararın asli unsurlarından olan gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun biçimde kararda yer alması gerekir. Esasen, ilamın tefhim edilen kısa karara uygun yazılması ve gerekçe taşıması, kamu düzeni ile doğrudan ilgili temel kurallardan olup, bu kurala yasa koyucu HMK'nın 297 nci maddesiyle varlık kazandırmıştır. Yine...