Yargıtay3. Hukuk Dairesi

E. 2022/2036 K. 2022/3660

E. 2022/2036K. 2022/366018 Nisan 2022
zilyetliktespit davasıbozma kararıiadesebepsiz zenginleşmesatış bedelitaşınmaz satış sözleşmesikazanılmış haktaşınmaz satışırayiç değersatış sözleşmesieski hale getirmetazminattazminat davasızamanaşımı itirazıimar planı
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davacılar ..., ... ve ... yönünden reddine; davacılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar; 1987 ve 1988 tarihli satış mukaveleleri ile davalıların kök murisi ...'tan satış bedelini ödeyerek zilyetliğini teslim aldıkları taşınmaz üzerine ev yaptıklarını, 28/11/2013 tarihinde belediyeye vergi yatırılacağı, alan kişilerin birleşerek ödemeleri gerektiği söylenerek tüm davacılardan 143 TL tahsil edildiğini, ancak davalıların tapu devrini vermeyip söz konusu taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,...

Karar Metni

3. Hukuk Dairesi 2022/2036 E. , 2022/3660 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVACILAR :

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın davacılar ..., ... ve ... yönünden reddine; davacılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacılar; 1987 ve 1988 tarihli satış mukaveleleri ile davalıların kök murisi ...'tan satış bedelini ödeyerek zilyetliğini teslim aldıkları taşınmaz üzerine ev yaptıklarını, 28/11/2013 tarihinde belediyeye vergi yatırılacağı, alan kişilerin birleşerek ödemeleri gerektiği söylenerek tüm davacılardan 143 TL tahsil edildiğini, ancak davalıların tapu devrini vermeyip söz konusu taşınmazı dava dışı üçüncü kişiye sattığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100'er TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiliyle davacılara verilmesine, davacı ... hakkında satış tarihinden itibaren bileşik kredi faizi işletilecek ise bu davacı açısından davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla o zamanki değerle 100 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine, tüm davalılar açısından ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilecek ise davanın terditli değerlendirilerek dava değerinin şimdilik ve fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla o zamanki değerle 100 TL olarak değerlendirilmesine ve faizin satış tarihinden itibaren yürütülmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar; murisleri ile davacılar arasında düzenlendiği belirtilen "Tutanak Tapu Sözleşmesi"nin 26/09/1988, 01/07/1988, 08/04/1988 ve 02/11/1987 tarihli olduğunu, imar planı olmayan yerlerde yapılaşma amacıyla hisseli satışlara kısıtlama getiren 07/11/1985 tarihli ve 1477 sayılı genelgenin 03/10/1997 tarihinde 1997/12 sayılı genelge ile yürürlükten kaldırıldığını yani taraflar arasında tapu devrini gerçekleştirme koşulları oluştuğunu, taraflar arasında sözleşmelerin imzalanmasından itibaren yaklaşık 25 yıl geçtiğini, kısıtlamanın kaldırıldığı tarihten itibaren ise yaklaşık 16 yıl geçtiğini, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi ile 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi gereği davanın zamanaşımına uğradığını, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayrıca davacıların dilekçe ekinde dosyaya sunduğu ...'a ait 26/09/1988 tarihli Tutanak Tapu Sözleşmesi incelendiğinde düzenleme tarihinin 26/09/1988 tarihli olmasına rağmen muhtarlığın onay tarihinin 24 Nisan 1998 olduğunu, tarihler arasında çelişki bulunduğunu, davacıların iddialarının yersiz olduğunu, davayı kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemişle...