Hukuk Genel Kurulu 2006/1-145 E. , 2006/217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/06/2005 NUMARASI : 2005/135-292 Taraflar arasındaki Komşuluk Hukukundan kaynaklanan Pencerenin Kapatılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Kabulüne dair verilen 18.11.2003 gün ve 2002/662 2003/761 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 27.12.2004 gün ve 2004/12807-14504 sayılı ilamı ile, (...Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, komşuluk hukukuna aykırılık teşkil ettiği ileri sürülen pencerelerin kapatılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacının kat maliki olduğu 5 parsel sayılı taşınmaza komşu davalının kat maliki bulunduğu 6 parseldeki 7 nolu bağımsız bölüme imara...
Hukuk Genel Kurulu 2006/1-145 E. , 2006/217 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Beyoğlu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 16/06/2005 NUMARASI : 2005/135-292 Taraflar arasındaki Komşuluk Hukukundan kaynaklanan Pencerenin Kapatılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu 2.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın Kabulüne dair verilen 18.11.2003 gün ve 2002/662 2003/761 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 27.12.2004 gün ve 2004/12807-14504 sayılı ilamı ile, (...Dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan çekişmenin giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, komşuluk hukukuna aykırılık teşkil ettiği ileri sürülen pencerelerin kapatılmasına karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden davacının kat maliki olduğu 5 parsel sayılı taşınmaza komşu davalının kat maliki bulunduğu 6 parseldeki 7 nolu bağımsız bölüme imara aykırı olarak pencere açtığı sabittir. İmara aykırılığın komşu taşınmaza bir zarar vermediği sürece idari yaptırımı ve idari yargıyı ilgilendireceği tartışmasızdır. Davacı, davalının yapısında açtığı pencereler yoluyla kendisine zarar verdiğini iddia etmiştir. Ne var ki, mahkemece bu konu üzerinde yeterince durulmamıştır. Bilindiği üzere; çağdaş hukuk sistemlerindeki tanımıyla mülkiyet: geniş haklar, buna bağlı yetkiler ile birlikte bazı ödevlerin oluşturduğu bir hukuksal kurumdur. Başka bir söyleyişle mülkiyet, tanıdığı geniş hak ve yetkilerin yanında bazı ödevlerde yükleyen bir ayni haktır. Medeni Kanunun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. hükmü getirilmek suretiyle mülkiyet hakkının kanunla kısıtlanabileceğine işaret olunmuştur. Bu doğrultuda olmak üzere, taşınmaz malikini komşusuna zarar verebilecek her türlü taşkınlıklardan kaçınmakla yükümlü kılan, aynı Kanunun 737.maddesi, komşuluk ilişkilerinden doğan zorunlu çıkar çatışmalarını düzenlemiş, bir arada yaşamak durumunda olan, komşu taşınmaz maliklerinin ekonomik, sosyal çıkarlarını dengede tutabilmek için onlara katlanma ve kaçınma ödevleri yüklemiştir. O halde, bir toplumda birlikte yaşama olanağı sağlayan insancıl, gerçekçi, zorunlu temel hukuk kuralına göre, hakim; somut olayın özelliğini, taşınmazların konumlarını, kullanma amaçlarını, niteliklerini, yöresel örf ve adetleri, toplumun doğal ihtiyaç ve gerçeklerini gözönünde bulundurarak, komşuların birbirlerine göstermekle yükümlü oldukları olağan katlanma ve hoşgörü sınırını aşan bir taşkınlığın bulunup bulunmadığını saptama,zararı giderici önlemlerden en uygununu bulma, kaçınılmaz müdahaleleri yapmak suretiyle özverileri denkleştirme durumundadır. Bunun içinde zararın niteliği, kapsamı ve ne surette giderileceği yönünde tarafların tüm delilleri toplandıktan, gerektiğinde yerinde keşif yapıldıktan sonra uzman bilirkişilerden bilim ve tekniğe uygun gerekçeli rapor alınması zorunludur. Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeler göz...