"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, ziynet ve çeyiz alacağı davasının kısmen kabulü ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme...
2. Hukuk Dairesi 2022/2202 E. , 2022/4166 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, ziynet ve çeyiz alacağı davasının kısmen kabulü ve vekâlet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür (TMK m. 6). Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir (6100 s. HMK. m. 190/1). Davacı-karşı davalı kadın, dava dilekçesi ile dava konusu ziynetlerin erkeğin ailesi tarafından alındığını ve kendisine verilmediğini, üç bileziğin erkeğin iş bulamaması nedeni ile, dört bileziğin erkeğin ailesine ait arsa üzerine ev yapımında kullanılması nedeni ile rızası dışında bozdurulduğunu, tarafların yapılan eve taşınmasından sonra ise beş bileziğin daha bozdurularak parasının erkeğin hesabına yatttığını ileri sürmüştür. Davalı-karşı davacı erkek ise kadından ziynet eşyalarını talep etmediğini, bozdurmadığını, bunların kadında olduğunu belirtmiştir. İlk derece mahkemesince, davacı-karşı davalı kadının ziynet alacağı davasının kısmen kabulüne hükmedilmiştir. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadın üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı-karşı davacı erkeğin zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer. Diğer taraftan, söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nevidendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür. Davacı-karşı davalı kadın, dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını veya bozdurulduğunu ispat yükü altındadır. Davacı-karşı davalı kadın, dava dilekçesinde olay günü davalı-karşı davacı erkek evde uyurken yürüyüşe çıktığını, erkeğin sen neredesin, nasıl dışarı çıkarsın diyerek kadını ölümle tehdit ettiğini, bunun üzerine korkarak dayısının evine sığındığını belirtmiştir. Davalı-karşı davacı erkek ise olay günü kadına nerede olduğunu sorduğunda, kadının sana hesap mı vereceğim dediğini, elindeki su ısıtıcısını yere atıp erkeğe tükürerek evden ayrıldığını belirtmiştir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davacı-davalı kadın ziynet eşyalarının düğünden sonra erkeğin ailesi tarafından eli...